MENÜ

Boşanma Davaları Kaç Çeşittir25.5.2026

Aydın'da Avukatlık Ofisi Elgit Hukuk web sitesinde bilgilendirici içerik olan Boşanma Davaları Kaç Çeşittir? konusunu ele aldık. Hemen inceleyebilirsiniz. 

Toplumun en temel yapı taşı olan aile kurumu, hukuki bir sözleşme olan evlilik akdi ile kurulmaktadır. Ancak hayatın doğal akışı içerisinde, eşler arasında yaşanan anlaşmazlıklar, uyumsuzluklar veya kanunun öngördüğü diğer çeşitli nedenlerle bu evlilik birliğinin sürdürülmesi imkansız hale gelebilmektedir. Evlilik birliğinin hukuki olarak, mahkeme kararı ile sona erdirilmesi işlemine boşanma denilmektedir. Boşanma süreci, eşler ve varsa çocuklar için duygusal açıdan oldukça yıpratıcı olabilmesinin yanı sıra, karmaşık hukuki prosedürleri de barındıran bir süreçtir. Bu nedenle, boşanma kararı alan bireylerin, hak kaybına uğramamaları ve süreci en sağlıklı şekilde yönetebilmeleri için hukuki haklarını ve mahkeme süreçlerini detaylı bir şekilde bilmeleri gerekmektedir.

Boşanma Davası Nedir ve Hangi Mahkemede Açılır?

Boşanma davası, geçerli olarak kurulmuş bir evliliğin, kanunda belirtilen şartların gerçekleşmesi ve eşlerden birinin veya her ikisinin talebi üzerine, yetkili ve görevli mahkeme kararıyla geleceğe etkili olarak sona erdirilmesidir. Türk hukuk sisteminde boşanma kararı vermeye yetkili tek merci mahkemelerdir; tarafların kendi aralarında anlaşmaları, resmi bir makam önünde onaylanmadıkça evliliği sona erdirmez.

Boşanma davalarında görevli mahkeme Aile Mahkemesi'dir. Aile mahkemelerinin bulunmadığı daha küçük ilçe ve yerleşim yerlerinde ise bu davalara, Aile Mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesi bakmaktadır. Yetkili mahkeme ise, eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesi veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Doğru mahkemenin seçilmesi, davanın usulden reddedilmemesi ve sürecin uzamaması adına atılması gereken ilk ve en önemli hukuki adımdır.

Boşanma Davaları Kaç Çeşittir? Temel Ayrım

Türk hukuk sisteminde, davanın açılış şekline, tarafların uzlaşma durumuna ve yargılama usulüne göre temelde iki farklı boşanma davası türü bulunmaktadır. Hukuki terimlerle ifade etmek gerekirse boşanma davaları kaç çeşittir sorusunun cevabı iki ana başlıktan oluşmaktadır:

  1. Anlaşmalı Boşanma Davası

  2. Çekişmeli Boşanma Davası

Bu iki dava türü, davanın ne kadar süreceği, hangi delillerin sunulacağı, tarafların duruşmalara katılıp katılmayacağı ve mahkemenin araştırma yükümlülüğünün sınırları bakımından birbirinden tamamen farklı prosedürlere tabidir. Şimdi bu iki dava türünü ve içerdikleri tüm alt detayları kapsamlı bir şekilde inceleyelim.

1. Anlaşmalı Boşanma Davası ve Tüm Hukuki Şartları

Anlaşmalı boşanma davası, eşlerin boşanmanın kendisi ve boşanmanın tüm hukuki sonuçları (velayet, nafaka, tazminat, mal paylaşımı vb.) üzerinde tam bir mutabakata vararak mahkemeye başvurdukları dava türüdür. Bu dava türü, tarafları uzun süren mahkeme süreçlerinden, psikolojik yıpranmalardan ve ispat yükümlülüklerinden kurtardığı için hukuken ve fiilen en çok tercih edilen, en pratik yoldur. Ancak, bir davanın anlaşmalı olarak görülebilmesi için Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesinin 3. fıkrasında belirtilen çok sıkı şekil şartlarının eksiksiz olarak yerine getirilmesi zorunludur.

Anlaşmalı Boşanmanın Kanuni Şartları Nelerdir?

Bir davanın anlaşmalı boşanma davası olarak kabul edilebilmesi ve tek celsede sonuçlanabilmesi için aşağıdaki dört temel şartın aynı anda var olması gerekmektedir:

  • Evliliğin En Az Bir Yıl Sürmüş Olması: Resmi nikah tarihinden itibaren davanın açıldığı tarihe kadar kesintisiz olarak en az bir yıllık sürenin geçmiş olması kanuni bir zorunluluktur. Bir yılı doldurmamış evliliklerde, eşler her konuda anlaşmış olsalar dahi kanunen anlaşmalı boşanma davası açılamaz. Bu durumda açılacak dava ancak çekişmeli boşanma davası olabilir ve hakime delil sunulması gerekir.

  • Eşlerin Mahkemeye Beraber Başvurması veya Birinin Davasını Diğerinin Kabul Etmesi: Eşler, hazırladıkları ortak bir dilekçe ile mahkemeye başvurabilecekleri gibi; eşlerden birinin açtığı boşanma davasını, diğer eşin ilk duruşmada veya öncesinde kayıtsız şartsız kabul etmesiyle de süreç anlaşmalı boşanmaya dönüşebilir.

  • Hakimin Tarafları Bizzat Dinlemesi: Anlaşmalı boşanmalarda tarafların duruşmada bizzat hazır bulunmaları emredici bir kuraldır. Avukatlar aracılığıyla temsil edilseler dahi, hakim eşlerin serbest iradeleriyle boşanmak istediklerinden emin olmak için onları bizzat görmek ve dinlemek zorundadır. Taraflardan biri duruşmaya katılmazsa, dava anlaşmalı olarak sonuçlandırılamaz.

  • Anlaşmalı Boşanma Protokolünün Hazırlanması ve Hakim Tarafından Onaylanması: Eşler, boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu hakkında bir sözleşme (protokol) hazırlayıp mahkemeye sunmak zorundadır. Hakim, bu protokolü tarafların ve varsa çocukların menfaatlerine uygun bulursa onaylar. Hakim, gerekli gördüğü takdirde protokolde değişiklikler önerebilir; taraflar bu değişiklikleri kabul ederse boşanmaya karar verilir.

Anlaşmalı Boşanma Protokolü Nasıl Hazırlanır?

Protokol, anlaşmalı boşanmanın kalbidir. Eksik veya hatalı hazırlanan bir protokol, gelecekte telafisi güç hak kayıplarına yol açabilir. Protokolde mutlaka yer alması gereken unsurlar şunlardır:

  • Müşterek çocuğun/çocukların velayet hakkının kime verileceği.

  • Velayet hakkı kendisine verilmeyen eşin, çocukla kuracağı kişisel ilişkinin gün ve saatleri.

  • Çocuk için ödenecek iştirak nafakasının miktarı ve ödeme koşulları.

  • Eşlerin birbirinden maddi ve manevi tazminat talebi olup olmadığı, varsa miktarı ve ödeme planı.

  • Eşlerin birbirinden yoksulluk nafakası talebi olup olmadığı.

  • Ev eşyalarının ve edinilmiş malların (ev, araba, banka hesapları) nasıl paylaşılacağı.

Bu hususların hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak açıklıkta yazılması gerekmektedir. Mahkeme tarafından onaylanıp karara bağlanan protokol, ilam (mahkeme kararı) hükmündedir ve doğrudan icra edilebilir.

2. Çekişmeli Boşanma Davası ve Alt Türleri

Eşlerin boşanma kararı konusunda hemfikir olmamaları, birinin boşanmak isteyip diğerinin istememesi veya boşanma konusunda anlaşsalar dahi boşanmanın sonuçları (örneğin; nafaka talebi, tazminat miktarı, çocuğun velayeti, malların paylaşımı) üzerinde uzlaşamamaları durumunda açılan dava türüne çekişmeli boşanma davası denir.

Çekişmeli davalar, anlaşmalı davaların aksine, iddiaların ispatlanması gereken, delillerin toplandığı, tanıkların dinlendiği ve sürecin oldukça uzun sürdüğü, derinlemesine bir yargılama faaliyetini gerektirir. Çekişmeli boşanma davası açılırken, davacının kanunda sayılan boşanma sebeplerinden en az birine dayanması ve bu sebebi mahkemede somut delillerle kanıtlaması şarttır.

Türk Medeni Kanunu, boşanma sebeplerini niteliklerine göre iki ana kategoriye ayırmıştır: Özel Boşanma Sebepleri ve Genel Boşanma Sebepleri.

A. Özel Boşanma Sebeplerine Dayalı Çekişmeli Boşanma Davaları

Özel boşanma sebepleri, kanun koyucu tarafından tek tek sayılarak sınırlandırılmış ve belirli somut olayların varlığına bağlanmış sebeplerdir. Bu sebeplerden birinin varlığı ispat edildiğinde, hakim başkaca bir şart (örneğin evliliğin çekilmez hale gelip gelmediği) aramaksızın doğrudan boşanmaya karar vermek zorundadır. Kanunda sayılan özel boşanma sebepleri şunlardır:

Zina (Aldatma) Nedeniyle Boşanma Davası (TMK m. 161)

Eşlerden birinin, evlilik birliği devam ederken karşı cinsten (veya aynı cinsten) bir başkasıyla bilerek ve isteyerek cinsel ilişkiye girmesi zina olarak tanımlanır. Zina nedeniyle boşanma davası açılabilmesi için eylemin gerçekleşmiş olması ve davacı eşin bu durumu öğrenmesinden itibaren altı ay, her halde zinanın üzerinden beş yıl geçmeden davanın açılması gerekmektedir. Süresi içinde açılmayan dava hakkı düşer. Ayrıca, aldatılan eş, aldatan eşi affetmişse, af sonrası zina nedenine dayalı dava açma hakkı ortadan kalkar. Af, yazılı veya sözlü olabileceği gibi, davranışlarla da (örneğin olayı bilmesine rağmen olağan evlilik hayatına devam etmek) gösterilebilir. Zinanın ispatı; otel kayıtları, fotoğraflar, mesaj içerikleri, tanık beyanları ve kuvvetli emarelerle sağlanabilir.

Hayata Kast, Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış Nedeniyle Boşanma (TMK m. 162)

Eşlerden birinin, diğerinin hayatına son vermek niyetiyle yaptığı eylemler (hayata kast), eşine fiziksel veya psikolojik olarak ağır işkence ve eziyet etmesi (pek kötü davranış) veya eşinin onurunu, şerefini, haysiyetini toplum içinde veya baş başayken ağır şekilde zedeleyecek davranışlarda bulunması (onur kırıcı davranış) bu kapsama girer. Ağır fiziksel şiddet, aç bırakma, zincire vurma, sürekli ve ağır hakaretler bu madde kapsamında değerlendirilir. Bu sebebe dayalı dava açma süresi de yine öğrenmeden itibaren altı ay ve her halde beş yıldır. Affeden tarafın dava hakkı yoktur.

Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme Nedeniyle Boşanma (TMK m. 163)

Eşlerden birinin, yüz kızartıcı bir suç (hırsızlık, dolandırıcılık, rüşvet, cinsel saldırı vb.) işlemesi veya toplumun ahlak kurallarına aykırı, haysiyetsiz bir yaşam tarzını (sürekli kumarbazlık, alkolizm, uyuşturucu bağımlılığı ve ticareti, randevuevi işletmeciliği vb.) sürekli hale getirmesi durumunda diğer eş bu maddeye dayanarak boşanma davası açabilir. Ancak burada bir ek şart vardır: Bu suçun işlenmesi veya haysiyetsiz hayatın sürülmesi sebebiyle diğer eş için birlikte yaşamanın "çekilmez" hale gelmesi gerekmektedir. Bu dava türünde hak düşürücü bir süre bulunmamaktadır.

Terk Nedeniyle Boşanma Davası (TMK m. 164)

Eşlerden birinin, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğer eşi terk etmesi veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmemesi durumudur. Terk nedenine dayalı dava açılabilmesi için hukuki prosedür oldukça sıkıdır. Terk süresinin en az altı ay sürmüş olması şarttır. Dördüncü ayın sonunda, terk edilen eş, mahkeme veya noter aracılığıyla diğer eşe "eve dönmesi için ihtar" çekmelidir. İhtarda, eve dönmesi için iki aylık süre verilmeli ve dönmemesinin hukuki sonuçları (boşanma davası açılacağı) açıkça belirtilmelidir. İhtar çekilmeden veya ihtar sürelerine uyulmadan açılan terk davası reddedilir. Eşini haklı bir sebep olmaksızın evden kovan veya eve almayan eş de terk etmiş sayılır.

Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanma Davası (TMK m. 165)

Eşlerden birinin evlilik sırasında tedavisi imkansız bir akıl hastalığına yakalanması ve bu durumun ortak hayatı diğer eş için çekilmez hale getirmesi durumunda açılan davadır. Burada hastalığın "akıl hastalığı" düzeyinde olması (şizofreni, ağır bipolar bozukluk vb.) ve resmi sağlık kurulu raporu ile bu hastalığın iyileşemeyeceğinin tespit edilmiş olması yasal bir zorunluluktur. Basit psikolojik rahatsızlıklar veya depresyon bu madde kapsamında değerlendirilmez.

B. Genel Boşanma Sebeplerine Dayalı Çekişmeli Boşanma Davaları

Uygulamada, adliyelerdeki dava dosyalarının çok büyük bir çoğunluğunu genel boşanma sebebine dayanan davalar oluşturmaktadır. Belirli bir somut olaya dayanmayan, evlilik birliğini temelinden sarsan her türlü olumsuz davranış bu kategoriye girer.

Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması (Şiddetli Geçimsizlik) (TMK m. 166)

Halk arasında daha çok şiddetli geçimsizlik olarak bilinen evlilik birliğinin temelinden sarsılması, eşler arasındaki sevgi, saygı, güven ve hoşgörü bağlarının tamamen kopması ve ortak hayatın sürdürülmesinin taraflardan beklenemeyecek derecede ağır bir yük haline gelmesi durumudur. Kanun, hangi davranışların birliği temelinden sarsacağını tek tek saymamıştır. Yargıtay içtihatlarına göre; eşine hakaret etmek, fiziksel şiddet uygulamak, eşinin ailesiyle görüşmesini engellemek, cimrilik derecesinde tutumlu olmak, aşırı borçlanarak aileyi zor duruma düşürmek, güven sarsıcı davranışlarda bulunmak (flörtöz mesajlaşmalar vs.), cinsel uyumsuzluk, sürekli yalan söylemek gibi sayısız neden bu kapsama girebilir.

Bu davanın kabul edilebilmesi için davacının şu iki hususu ispatlaması gerekir:

  1. Ortada evliliği temelinden sarsan olaylar vardır.

  2. Bu olaylarda davalı eş kusurludur (tamamen veya daha fazla kusurlu olması gerekmez, ancak davacı, davalıdan daha ağır kusurlu olmamalıdır). Eğer davacının kusuru, davalının kusurundan daha ağır ise, davalı taraf bu davaya itiraz edebilir. Ancak itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve evliliğin devamında davalı ve çocuklar için korunmaya değer bir yarar kalmamışsa, mahkeme yine de boşanmaya karar verebilir.

Boşanma Davalarında Yargılama Usulü ve Süreçleri

Boşanma davası sürecinin nasıl işlediğini anlamak, tarafların psikolojik olarak sürece hazırlanması ve beklentilerini doğru şekillendirmesi açısından kritik öneme sahiptir. Çekişmeli bir boşanma davası, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda (HMK) belirlenen katı usul kurallarına tabidir ve genellikle beş temel aşamadan oluşur:

1. Dilekçeler Aşaması (Dilekçelerin Teatisi)

Dava, davacı tarafın mahkemeye sunacağı kapsamlı bir boşanma dilekçesi ile başlar. Dilekçede iddialar, dayanılan hukuki sebepler, talep edilen hususlar (velayet, nafaka, tazminat) net bir şekilde belirtilmelidir. Mahkeme bu dilekçeyi davalıya tebliğ eder. Davalı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde cevap dilekçesini (ve varsa karşı boşanma davasını) sunmalıdır. Daha sonra davacı taraf cevaba cevap dilekçesi, davalı taraf ise ikinci cevap dilekçesi sunar. Bu dört dilekçenin karşılıklı olarak verilmesiyle dilekçeler aşaması tamamlanır. Taraflar, iddia ve savunmalarını bu dilekçelerde belirtmek zorundadır; sonradan yeni iddialar öne sürmek kural olarak yasaktır (iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı).

2. Ön İnceleme Aşaması

Dilekçeler aşaması bittikten sonra mahkeme bir ön inceleme duruşması günü belirler. Bu duruşmada hakim, tarafların üzerinde anlaştığı ve uyuşmazlık yaşadığı hususları tespit eder. Tarafları sulh olmaya veya arabuluculuğa (boşanma davasının kendisi arabuluculuğa tabi olmasa da, hukuki durumun netleşmesi açısından) teşvik eder. Eğer sulh sağlanamazsa, hakim taraflara delillerini sunmaları ve tanık listelerini bildirmeleri için kesin süreler verir.

3. Tahkikat (Delillerin Toplanması ve İncelenmesi) Aşaması

Davanın en uzun ve en kapsamlı aşamasıdır. Mahkeme, tarafların bildirdiği delilleri toplar. Banka kayıtları istenir, otel kayıtları celp edilir, telefon iletişim dökümleri (HTS kayıtları) BTK'dan istenir. En önemlisi, bu aşamada tarafların bildirdiği tanıklar duruşmada hakim huzurunda dinlenir. Tanıkların ifadeleri, iddia edilen geçimsizlikleri, kusur durumlarını, şiddeti veya haysiyetsiz yaşamı ispatlamak açısından davanın seyrini belirleyen en güçlü unsurlardan biridir. Gerekli durumlarda psikolog, pedagog veya sosyal hizmet uzmanlarından oluşan uzman bilirkişilerden raporlar (özellikle velayet konusunda) alınır.

4. Sözlü Yargılama Aşaması

Tahkikat bitip tüm deliller toplandıktan sonra mahkeme, taraflara davanın bütünü hakkında son sözlerini ve değerlendirmelerini sormak üzere sözlü yargılama için bir duruşma günü belirler. Taraflar ve avukatları iddia ve savunmalarını son bir kez mahkemeye sunarlar.

5. Karar ve Kanun Yolları Aşaması

Sözlü yargılama sonrasında hakim davayı karara bağlar. Mahkemenin gerekçeli kararı yazıp taraflara tebliğ etmesinin ardından süreç henüz kesinleşmiş sayılmaz. Kararı beğenmeyen, eksik veya hatalı bulan taraf, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Bölge Adliye Mahkemesi'ne (İstinaf) başvurabilir. İstinaf kararına karşı da şartları uyuyorsa Yargıtay'a (Temyiz) başvurulabilir. Hukuki süreç ancak tüm kanun yolları tüketildiğinde veya süresi içinde başvuru yapılmadığında kesinleşir ve taraflar nüfusta "boşanmış" olarak tescil edilir.

Boşanmanın Feri (Ek) Sonuçları: Nafaka, Velayet ve Tazminat

Boşanma kararı ile birlikte sadece evlilik bağı kopmaz; aynı zamanda müşterek çocukların geleceği ve eşlerin ekonomik durumlarını düzenleyen yeni bir hukuki statü doğar. Boşanma davaları, tarafların sadece birbirinden ayrılma talebini değil, aynı zamanda aşağıdaki temel hak ve talepleri de içerir.

Boşanma Davasında Talep Edilebilecek Nafaka Türleri Nelerdir?

Hukukumuzda, davanın seyrine ve sonrasına göre dört farklı nafaka türü düzenlenmiştir. Tarafların mali güçleri, kusur oranları ve çocukların ihtiyaçları dikkate alınarak bu nafakalar mahkemece belirlenir.

  • Tedbir Nafakası: Boşanma davası açıldığı andan itibaren, mahkeme sonuçlanıp kesinleşinceye kadar geçen süreçte, maddi zorluğa düşecek olan eş ve çocuklar için hükmedilen geçici nitelikteki nafakadır. Tedbir nafakası talebinde kusur araştırması yapılmaz; tamamen sosyal devlet ilkesi ve yardımlaşma yükümlülüğü gereğidir. Mahkeme dava açıldığında re'sen (kendiliğinden) veya talep üzerine bu nafakaya karar verebilir.

  • İştirak Nafakası: Boşanma kararı kesinleştikten sonra, velayet hakkı kendisine verilmeyen eşin, çocuğun bakım, eğitim, sağlık ve barınma giderlerine mali gücü oranında katılmak zorunda olduğu nafakadır. Çocuğun üstün yararı gözetilerek belirlenir ve kural olarak çocuk ergin (18 yaşını doldurana) olana kadar ödenmeye devam eder. Çocuk eğitime devam ediyorsa bu süre uzayabilir.

  • Yoksulluk Nafakası: Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan tarafın, daha ağır kusurlu olmamak şartıyla, geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak isteyebileceği nafakadır. Yoksulluk nafakası bağlanabilmesi için talepte bulunan eşin "boşanma nedeniyle" yoksulluğa düşecek olması ve boşanmaya yol açan olaylarda karşı taraftan daha fazla kusurlu olmaması şarttır. Eşit kusur halinde de yoksulluk nafakası verilebilir.

  • Yardım Nafakası: Doğrudan boşanmanın bir sonucu olmamakla birlikte, yoksulluğa düşecek olan altsoy, üstsoy veya kardeşlere ödenen nafakadır. Ergin olan ancak üniversite okuduğu için kendi geçimini sağlayamayan çocuk, babasından veya annesinden yardım nafakası talep edebilir.

Velayet Kararı Nasıl Verilir ve Neler Dikkate Alınır?

Boşanma sürecinde müşterek çocukların durumunun düzenlenmesi mahkemenin en hassas görevlerinden biridir. Mahkeme, velayet hakkının kime verileceğine karar verirken tarafların taleplerinden ziyade, kamu düzeninden olan "Çocuğun Üstün Yararı" ilkesini merkeze alır.

Çocuğun bedensel, zihinsel, ahlaki ve sosyal gelişimi için en uygun ortam hangi ebeveynin yanında sağlanacaksa, velayet o tarafa bırakılır. Karar verilirken şu kriterler göz önünde bulundurulur:

  • Çocuğun Yaşı: Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, 0-3 yaş ve 3-7 yaş aralığındaki çocukların anne bakım ve şefkatine mutlak şekilde muhtaç olduğu kabul edilir. Anne çok ağır bir şekilde ahlaka aykırı yaşamıyor veya çocuğun hayatını tehlikeye atmıyorsa, bu yaş grubundaki çocukların velayeti kural olarak anneye verilir.

  • Çocuğun İradesi: İdrak çağındaki (genellikle 8 yaş ve üzeri) çocukların velayet konusunda bizzat dinlenmeleri ve görüşlerinin alınması zorunludur. Mahkeme pedagojik eşliğinde çocuğun kendi tercihini sorar.

  • Ebeveynlerin Durumu: Ebeveynlerin iş hayatı, barınma imkanları, psikolojik sağlıkları ve çocuğa ayırabilecekleri zaman detaylı bir şekilde Pedagog, Psikolog ve Sosyal Çalışmacıdan oluşan uzman heyet tarafından incelenir ve Sosyal İnceleme Raporu (SİR) olarak dosyaya sunulur. Hakim kural olarak bu rapor doğrultusunda karar verir.

  • Ortak Velayet: Türk hukukunda yakın zamanda uygulanmaya başlanan ortak velayet kurumunda, eşler boşanmış olsalar dahi çocuğun eğitim, sağlık ve bakım gibi hayati kararlarında ortak söz hakkına sahip olmaya devam ederler. Ortak velayet için her iki ebeveynin de bu konuda anlaşmış olması ve mahkemenin bunun çocuğun yararına olacağına kanaat getirmesi gerekir.

Boşanmada Maddi ve Manevi Tazminat Şartları Nelerdir?

Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden haksızlığa uğrayan, zarar gören eşin diğer eşten maddi veya psikolojik zararlarının telafisi için talep ettiği tutarlara tazminat denir.

  • Maddi Tazminat: Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir. Burada kast edilen, evliliğin devamı halinde elde edilecek ekonomik faydaların kaybedilmesidir (örneğin diğer eşin maddi desteğinden yoksun kalmak).

  • Manevi Tazminat: Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir. Aldatılma, şiddet görme, ağır hakarete uğrama gibi durumlarda eşin yaşadığı acı, keder ve psikolojik çöküntünün bir nebze de olsa tatmin edilebilmesi için manevi tazminata hükmedilir. Tazminat miktarları belirlenirken tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurun ağırlığı dikkate alınır. Milyonlarca liralık afaki talepler, mahkemelerce zenginleşme aracı olarak görüldüğünden makul ve hakkaniyetli seviyelere indirilir.

Mal Paylaşımı Davası: Evlilik İçi Edinilen Malların Tasfiyesi

Toplumda çok sık yapılan bir hata, boşanma davası ile mal paylaşımı davasının aynı dava içerisinde çözüldüğünün düşünülmesidir. Çekişmeli yargılamalarda boşanma davası ve mal paylaşımı (mal rejiminin tasfiyesi) davası birbirinden ayrı iki bağımsız davadır. Ancak mal paylaşımı davası açılmışsa, bu davanın görülebilmesi için boşanma davasının kesinleşmesi "bekletici mesele" yapılır. Yani mahkeme önce boşanmaya karar verir, bu karar kesinleşir; daha sonra malların kimde kalacağı hesaplanmaya başlanır.

2002 yılından sonra Türk Medeni Kanunu'nda yasal mal rejimi olarak "Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi" kabul edilmiştir. Buna göre evlilik birliği içerisinde çalışma karşılığı elde edilen gelirlerle alınan her türlü mal varlığı (ev, araba, şirket hissesi, bankadaki nakit), tapuda veya ruhsatta kimin üzerine kayıtlı olursa olsun, boşanma halinde iki eş arasında yarı yarıya (yüzde 50) paylaştırılır. Ancak miras yoluyla kalan mallar, bağışlamalar ve kişisel eşyalar (takılar vb.) kişisel mal sayılır ve paylaşıma dahil edilmez. Kadına evlilikte takılan ziynet eşyaları (altınlar, takılar) ise Yargıtay kararlarına göre kural olarak kadına ait sayılır ve mal paylaşımından bağımsız olarak iadesi istenir.

Boşanma Davası Sürecinde Profesyonel Hukuki Desteğin Önemi

Boşanma hukuku, yukarıda detaylandırıldığı üzere son derece teknik, usul kurallarına sıkı sıkıya bağlı ve sürekli güncellenen Yargıtay içtihatlarıyla şekillenen komplike bir hukuk dalıdır. Gerek dilekçelerin hazırlanmasında, gerekse doğru delillerin süresi içerisinde mahkemeye sunulmasında yapılacak en ufak bir usul hatası, kişinin haklı olduğu halde davayı kaybetmesine, çocuklarının velayetini alamamasına veya yüklü miktarda tazminat/nafaka ödemek zorunda kalmasına yol açabilir.

Halk arasında dilekçeci veya arzuhalci olarak bilinen yetkisiz kişilere yazdırılan matbu (şablon) dilekçelerle açılan davalar, büyük hukuki mağduriyetler yaratmaktadır. Bu nedenlerle, sürecin başından sonuna kadar alanında uzman, deneyimli bir boşanma avukatı ile çalışmak lüks değil, hak kaybına uğramamak adına yasal bir zorunluluk gibidir. Avukat;

  • Tarafların anlattığı olayları hukuki bir süzgeçten geçirerek hangi maddelere dayanılacağını belirler.

  • Gerekli ihtarname ve tedbir süreçlerini hızla işletir (örneğin eşin malları kaçırmaması için aile konutu şerhi konulması veya banka hesaplarına ihtiyati tedbir konulması).

  • Müvekkilini psikolojik olarak sürece hazırlar ve duruşma salonundaki stresi yönetir.

  • Tanıklara sorulacak kritik sorularla davanın seyrini müvekkilinin lehine çevirir.

Boşanma Davaları Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

İnternet üzerinde boşanma süreciyle ilgili araştırma yapan bireylerin en çok cevabını aradığı bazı spesifik konuları, hukuki temellerine dayanarak özetleyelim:

Boşanma davası ne kadar sürer? Anlaşmalı boşanma davaları, mahkemenin iş yüküne bağlı olarak genellikle tek celsede, 1 hafta ile 1 ay arasında sonuçlanmaktadır. Ancak çekişmeli boşanma davaları; delillerin toplanması, tanıkların dinlenmesi, bilirkişi raporlarının beklenmesi, adli tatil süreçleri ve kanun yolları (istinaf, temyiz) dikkate alındığında ortalama 1.5 yıl ile 3 yıl arasında, hatta daha karmaşık dosyalarda 4-5 yıla kadar sürebilmektedir.

Eşim boşanmak istemezse yine de boşanabilir miyim? Evet. Türk hukukunda hiç kimse istemediği bir evliliği sürdürmeye zorlanamaz. Karşı taraf boşanmak istemese dahi, siz evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını, şiddetli geçimsizlik yaşandığını veya diğer özel sebepleri (aldatma, şiddet vb.) ispatlarsanız mahkeme boşanmaya karar verir. Davalının "ben boşanmam" demesi, davacı haklı olduğu sürece davanın reddedilmesine neden olmaz. Yalnızca sürecin çekişmeli olarak görülmesine ve biraz uzamasına neden olur.

Boşanma davasında telefon kayıtları (HTS) incelenir mi? Evet, özellikle aldatma, güven sarsıcı davranış ve geçimsizlik iddialarının bulunduğu davalarda HTS (Historical Traffic Search) kayıtları mahkeme kanalıyla Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'ndan (BTK) istenir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus; operatörlerden mesajların içerikleri, WhatsApp yazışmalarının metinleri veya telefon görüşmelerinin ses kayıtları GELMEZ. Sadece kimin kimi, hangi tarih ve saatte, ne kadar süreyle aradığı veya SMS attığı bilgisi gelir. Mesaj içeriklerinin ispatı ancak telefondan alınacak ekran görüntüleri (hukuka uygun elde edilmiş) veya bilirkişi incelemesi ile mümkündür.

Kadının çalışıyor olması nafaka almasına engel midir? Bir eşin (genellikle kadının) asgari ücretle veya normal şartlarda çalışıyor olması, yoksulluk nafakası almasına her zaman engel teşkil etmez. Yargıtay'ın yerleşik kararlarına göre, kişinin aldığı maaş onu yoksulluktan kurtarmıyor, asgari yaşam standartlarını zor karşılıyorsa ve boşanma yüzünden ekonomik seviyesi gerileyecekse, daha kusurlu olmamak şartıyla nafaka alabilir. Ancak çok yüksek maaşla çalışan, mal varlığı geniş olan tarafın yoksulluk nafakası talebi kural olarak reddedilir. İştirak nafakası (çocuk için ödenen) açısından ise kadının çalışıp çalışmaması önemli değildir, ebeveynlerin geliri oranında çocuğun masraflarına ortak olmaları esastır.

Mahkeme masraflarını kim öder? Kural olarak bir davayı açan taraf, dava başvuru harçlarını ve posta masraflarını peşin olarak ödemek zorundadır. Ancak dava sonunda, eğer davacı davayı kazanırsa (haklı çıkarsa), yatırdığı tüm bu resmi yargılama giderleri ve tarifeye göre belirlenen avukatlık vekalet ücreti, davayı kaybeden karşı tarafa (davalıya) yükletilir. Kusur oranlarına göre masraflar paylaştırılabilir.

Hukuk sistemimiz evlilik birliğinin sonlandırılmasını keyfi bir işleme bırakmamış, hem toplumun hem bireylerin hem de gelecek nesiller olan çocukların haklarını koruyacak sıkı kurallara bağlamıştır. Boşanma davaları kaç çeşittir sorusunun ardında yatan temel felsefe; devletin, bir yandan anlaşıp ayrılmak isteyenlere hızlı bir çıkış yolu sunarken, diğer yandan çatışma yaşayan, zarara uğrayan eşlerin haklarını detaylı bir yargılamayla güvence altına alma çabasıdır.

İster anlaşmalı ister çekişmeli bir süreç olsun, hukuki prosedürlerin, sürelerin, ispat kurallarının ve talep haklarının çok iyi bilinmesi gereklidir. Duygusal travmaların yaşandığı bu zorlu süreçte, mantıklı adımlar atmak, haklıyken haksız duruma düşmemek ve geleceğe daha sağlam adımlarla ilerlemek için profesyonel destek almak, yapılması gereken en akılcı davranıştır. Aile kurumu yara almış olsa da, boşanma sonrası kurulacak yeni hayatın temelleri, adliye koridorlarında ve mahkeme salonlarında elde edilecek adil bir kararla doğrudan ilişkilidir. Yasaların verdiği hakları bilmek ve bu hakları doğru araçlarla kullanmak, kişinin kendisine ve ailesine yapabileceği en büyük yatırımdır.

İlginizi Çekebilecek Diğer Makaleler

  • Sulh Ceza Hakimliğinin Görevleri
    Sulh Ceza Hakimliğinin Görevleri Nelerdir? Sulh ceza mahkemesi / hakimliği hakkında merak edilen pek çok bilgiye, detaylara ve içeriklere Elgit Hukuk kurumsal web sitesinden erişmeniz mümkün. ...
  • Güvenlik Tedbirlerinin Özellikleri
    Güvenlik Tedbirlerinin Özellikleri Nelerdir? Sorusunun yanıtını alabileceğiniz ELGİT HUKUK içeriğini hemen inceleyebilir ve merak ettiğiniz sorular için avukatlarımıza ulaşabilirsiniz. ...
  • Sebepsiz Boşanma Olur mu
    Aydın´da Boşanma Davasına Bakan Avukatların yer aldığı Elgit Hukuk´ta bugün Sebepsiz Boşanma Olur mu? konusu ele alındı, hemen inceleyebilirsiniz. ...
Whatsapp