MENÜ

Boşanma Davalarında Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır13.3.2026

Elgit Hukuk Büros'nun Aydın'daki Avukatları ile sizlere Boşanma Davalarında Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır? bilgilendirici içeriğini hazırladık, inceleyebilirsiniz. 

Boşanma süreci, eşler için duygusal olarak zorlayıcı bir dönem olmasının yanı sıra, hukuki ve mali açıdan da son derece karmaşık bir süreçtir. Boşanma davalarının en kritik ve genellikle en çok uyuşmazlığa sahne olan aşamalarından biri de mal paylaşımıdır. Türkiye'de boşanma davalarında mal paylaşımı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) hükümleri çerçevesinde yürütülmektedir. Bu rehber, mal paylaşımının nasıl yapıldığını, hangi malların paylaşıma dahil edilip hangilerinin hariç tutulduğunu, yasal mal rejimlerini, mahkeme süreçlerini ve bilinmesi gereken tüm hukuki detayları en ince ayrıntısına kadar ele almaktadır.

Mal paylaşımı davaları, eşlerin evlilik birliği içerisinde edindikleri malvarlıklarının adil ve hukuka uygun bir şekilde tasfiye edilmesini amaçlar. Ancak bu tasfiye işlemi, basit bir yarı yarıya bölüşümden ibaret değildir. Kanun koyucu, eşlerin evlilik öncesi birikimlerini, kişisel çabalarını, miras yoluyla elde ettikleri değerleri ve evlilik içindeki ekonomik katkılarını dikkate alan oldukça detaylı bir sistem kurmuştur. Bu nedenle, hak kaybı yaşamamak adına sürecin profesyonel bir hukuki yaklaşımla ele alınması hayati önem taşır.

Yasal Mal Rejimi: Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi Nedir?

Türkiye'de 1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ile birlikte eşler arasındaki yasal mal rejimi köklü bir değişikliğe uğramıştır. Bu tarihten önce yasal mal rejimi "Mal Ayrılığı" iken, 1 Ocak 2002 tarihi itibarıyla yasal mal rejimi "Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi" olarak belirlenmiştir. Eşler evlenirken veya evlilik birliği devam ederken noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapacakları bir mal rejimi sözleşmesi ile kanunda belirtilen diğer mal rejimlerini (mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı, mal ortaklığı) seçmedikleri sürece, haklarında doğrudan edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır.

Edinilmiş mallara katılma rejimi, en temel tanımıyla; her eşin, evlilik birliği süresince kendi emeği ve çalışması karşılığında elde ettiği malvarlığı değerleri üzerinde diğer eşin yarı oranında (yüzde elli) hak sahibi olması prensibine dayanır. Bu sistem, özellikle ev hanımı olan veya evlilik içi dayanışma nedeniyle kariyerine ara veren eşin, dışarıda çalışıp para kazanan eşin edindiği mallar üzerinde hak sahibi olmasını sağlayarak ekonomik adaleti tesis etmeyi amaçlar. Bu rejimde mallar temelde iki ana kategoriye ayrılır: Edinilmiş Mallar ve Kişisel Mallar.

Boşanmada Paylaşıma Dahil Olan Edinilmiş Mallar (Ortak Mallar) Nelerdir?

Edinilmiş mallar, Türk Medeni Kanunu'nun 219. maddesinde açıkça sayılmıştır. Bu mallar, evlilik birliğinin kurulmasından sonra ve yasal mal rejiminin devamı süresince, eşlerin karşılığını vererek (emek sarf ederek veya çalışarak) elde ettikleri malvarlığı değerleridir. Boşanma durumunda, bu malların net değeri üzerinden diğer eşin katılma alacağı hakkı doğar. Kanuna göre edinilmiş mallar şunlardır:

Çalışmanın Karşılığı Olan Edinimler

Eşlerin evlilik süresince maaş, ücret, prim, ikramiye, mesai ücreti veya ticari faaliyetleri sonucunda elde ettikleri tüm kazançlar edinilmiş mal kabul edilir. Bu kazançlarla alınan ev, araba, arsa, bankadaki nakit para veya altın gibi yatırımlar da edinilmiş mal statüsündedir ve boşanmada yarı yarıya paylaşıma tabi tutulur.

Sosyal Güvenlik ve Sosyal Yardım Kurumlarınca Yapılan Ödemeler

SGK (Sosyal Güvenlik Kurumu) gibi kurumlar tarafından eşlere yapılan ödemeler, emekli ikramiyeleri, işsizlik maaşları, yaşlılık aylıkları veya OYAK, İLKSAN gibi sandıklar tarafından yapılan toplu ödemeler edinilmiş mal grubundadır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus, bu ödemelerin evlilik süresine isabet eden kısımlarının paylaşıma konu edilmesidir. Evlilik öncesine ait çalışma süreleri bu hesaplamanın dışında bırakılır.

Çalışma Gücünün Kaybı Nedeniyle Ödenen Tazminatlar

Bir eşin iş kazası veya trafik kazası gibi bir sebeple çalışma gücünü kaybetmesi (maluliyet) sonucu aldığı maddi tazminatlar (iş göremezlik tazminatları) edinilmiş mal olarak kabul edilir. Kanun koyucu, bu tazminatın kişinin gelecekteki maaşının veya kazancının peşin ödenmiş hali olduğunu kabul ettiği için, bu gelirleri de paylaşıma dahil etmektedir.

Kişisel Malların Gelirleri

Türk hukukunda edinilmiş mallara katılma rejiminin en belirgin özelliklerinden biri de budur. Bir eşin evlilik öncesinden kalan veya miras yoluyla elde ettiği bir malı (örneğin bir dairesi) kişisel malı olsa dahi, bu daireden evlilik süresince elde edilen kira gelirleri kanunen edinilmiş mal sayılır. Benzer şekilde, miras kalan bir paranın bankada değerlendirilmesi sonucu elde edilen faiz geliri de ortak hesaba dahil edilir ve boşanmada paylaşıma girer. Ancak eşler, yapacakları bir sözleşme ile kişisel malların gelirlerinin edinilmiş mal sayılmayacağını kararlaştırabilirler.

Edinilmiş Malların Yerine Geçen Değerler

Bir edinilmiş malın satılarak yerine başka bir mal alınması durumunda, yeni alınan mal da edinilmiş mal karakterini korur. Örneğin, evlilik içinde çalışılarak alınan bir aracın satılıp, üzerine biraz daha para eklenerek yeni bir araba alınması halinde, bu yeni araba da edinilmiş maldır ve mal paylaşımı davasına konu olur.

Boşanmada Paylaşıma Dahil Edilmeyen Kişisel Mallar Nelerdir?

Kişisel mallar, mal paylaşımı davasında hesaplamaya dahil edilmeyen, eşin münhasıran kendisine ait olan ve diğer eşin üzerinde herhangi bir hak (katılma alacağı) iddia edemeyeceği malvarlığı değerleridir. Türk Medeni Kanunu'nun 220. ve 221. maddelerine göre kişisel mallar yasa gereği veya sözleşme gereği olmak üzere iki şekilde belirlenir. Yasa gereği kişisel sayılan mallar şunlardır:

Kişisel Kullanıma Yarayan Eşyalar

Eşlerin sadece kendi kişisel kullanımına özgülenmiş olan eşyalar kişisel maldır. Giyim eşyaları, saatler, kişisel takılar, cep telefonları, mesleki alet ve ekipmanlar bu gruba girer. Ancak yatırım amacıyla alınan ve ortak kullanıma sunulan nesneler bu kapsama girmez.

Evlenmeden Önce Sahip Olunan Mallar

Bir eşin evlilik tarihinden önce satın aldığı, edindiği veya sahip olduğu her türlü taşınır ve taşınmaz mal, bankadaki para, şirket hissesi veya araç kişisel malıdır. Evlendikten sonra boşanma aşamasına gelindiğinde, diğer eş bu mallar üzerinde hak iddia edemez. Ancak yukarıda belirtildiği gibi, bu malların evlilik süresince getirdiği getiriler (kira, faiz vb.) kural olarak edinilmiş mal sayılır.

Miras Kalan Mallar ve Karşılıksız Kazanmalar

Evlilik süresi içinde dahi olsa, bir eşe anne, baba veya diğer yakınlarından kalan miraslar tamamen kişisel maldır. Aynı şekilde, üçüncü kişiler tarafından bir eşe yapılan karşılıksız bağışlamalar (hibe), piyango, loto gibi şans oyunlarından (eğer bilet kişisel parayla alınmışsa) elde edilen ikramiyeler de karşılıksız kazanma sayılarak kişisel mal kabul edilir ve mal paylaşımına dahil edilmez. Düğünde takılan takılar ve ziynet eşyaları da Yargıtay uygulamalarına göre kadına yapılmış bir bağışlama olarak kabul edildiğinden kadının kişisel malı sayılır.

Manevi Tazminat Alacakları

Bir eşin, maruz kaldığı haksız bir fiil, hakaret veya bedensel bütünlüğünün ihlali nedeniyle lehine hükmedilen manevi tazminat bedelleri kişisel maldır. Manevi tazminat, kişinin duyduğu acı ve elemin telafisi niteliğinde olduğundan, diğer eşin bu para üzerinde bir hakkı yoktur.

Kişisel Malların Yerine Geçen Değerler

Nasıl ki edinilmiş malların satılıp yerine alınan mallar edinilmiş mal oluyorsa, kişisel malların satılıp yerine alınan mallar da kişisel mal karakterini devam ettirir. Örneğin, bir eş evlenmeden önce sahip olduğu arabasını evlendikten sonra satıp parasıyla bir arsa alırsa, bu arsa kişisel maldır. Ancak uygulamada, bu durumun iddia edilmesi halinde, yeni alınan malın tamamen kişisel malın parasıyla alındığının (ikame edildiğinin) banka kayıtları ve resmi belgelerle kesin olarak ispatlanması gerekir.

1 Ocak 2002 Öncesi ve Sonrası Evliliklerde Mal Paylaşımı Farkı

Türkiye'deki mal rejimi hukuku açısından 1 Ocak 2002 tarihi bir milattır. Bu tarihten önce evlenmiş olan çiftlerin mal paylaşımı hesaplamaları iki farklı döneme ayrılarak yapılır.

1 Ocak 2002 Öncesi Dönem: Bu dönemde yasal mal rejimi "Mal Ayrılığı" idi. Mal ayrılığı rejiminde kural, "kimin üzerine kayıtlıysa mal onundur" ilkesidir. Dolayısıyla 2002 yılından önce alınan ev, araba veya bankadaki para kimin üzerineyse mal onun sayılır. Ancak diğer eş, bu malın alınmasına maddi bir katkıda bulunduğunu (kendi maaşıyla, ziynet eşyalarıyla vb.) ispatlarsa, o dönemdeki yasal faiz ve oranlar üzerinden "Katkı Payı Alacağı" davası açabilir.

1 Ocak 2002 Sonrası Dönem: Bu tarihten sonra evlilik devam ettiği sürece edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır. Kimin üzerine kayıtlı olduğuna bakılmaksızın, evlilik içinde çalışma karşılığı alınan mallar ortaktır ve boşanma durumunda malların tasfiyesi sırasında diğer eşin "Katılma Alacağı" hakkı doğar.

Eğer eşler 1995 yılında evlenmiş ve 2025 yılında boşanıyorsa, mahkeme süreci ikiye böler: 1995 ile 2002 arası alınan mallar için eski yasaya göre mal ayrılığı hükümlerini, 2002 ile 2025 arası alınan mallar için ise yeni yasaya göre katılma rejimi hükümlerini uygular. Bu durum, hesaplamaların mali müşavirler ve hukukçu bilirkişiler tarafından titizlikle yapılmasını zorunlu kılar.

Değer Artış Payı Alacağı ve Katkı Payı Alacağı Arasındaki Farklar

Mal paylaşımı davalarında en çok karıştırılan iki hukuki kavram, katkı payı alacağı ile değer artış payı alacağıdır. Her iki alacak türü de eşlerden birinin, diğerine ait bir malvarlığına yaptığı ekonomik yardımı geri almasını sağlar, ancak hukuki dayanakları ve hesaplanma yöntemleri farklıdır.

Katkı Payı Alacağı Nedir?

Yukarıda da değinildiği üzere, katkı payı alacağı genel olarak 1 Ocak 2002 tarihinden önce yürürlükte olan mal ayrılığı rejimine dayanan bir alacak türüdür. Eşlerden biri, diğerine ait olan bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına kendi maddi imkanlarıyla (maaş, miras, takı) katkıda bulunmuşsa, boşanma anında bu katkısının karşılığını talep edebilir. Bu hesaplamada Yargıtay'ın benimsediği formül çerçevesinde, katkıda bulunan eşin geliri ile diğer eşin geliri oranlanır ve malın dava tarihindeki değeri üzerinden bir ödeme hükmedilir.

Değer Artış Payı Alacağı Nedir?

Türk Medeni Kanunu'nun 227. maddesinde düzenlenen değer artış payı, 1 Ocak 2002 sonrasında geçerli olan bir alacak kalemidir. Eşlerden biri, diğer eşin "kişisel malına" veya "edinilmiş malına", o malın edinilmesi, iyileştirilmesi veya korunması için hiç karşılık almadan veya uygun bir karşılık almadan katkıda bulunmuşsa, boşanma sırasında malın değerinde meydana gelen artış oranında alacak hakkı kazanır.

Örneğin; kocanın evlilik öncesinden sahip olduğu kişisel malı olan bir evin çatısı akmaktadır ve kapsamlı bir tadilata ihtiyacı vardır. Kadın, ailesinden kalan miras parasını (kişisel malını) kullanarak kocasına ait bu evin tadilatını yaptırır. Boşanma davası açıldığında bu ev kural olarak kocanın kişisel malıdır ve yarı yarıya paylaşılmaz. Ancak kadın, yaptığı bu tadilat masrafı sayesinde evin değerinde bir artış sağladığı için, evdeki değer artış oranı tespit edilerek kadına "Değer Artış Payı Alacağı" olarak ödenir.

Boşanmada Krediyle Alınan Ev ve Araçların Paylaşımı

Günümüzde evlilik birliği içerisinde taşınmaz (ev, dükkan, arsa) veya araç satın alınırken genellikle banka kredisi kullanılmaktadır. Kredi taksitlerinin bir kısmı evlilik birliği devam ederken ödenmekte, geri kalan taksitler ise boşanma davası açıldıktan sonraya sarkabilmektedir. Bu durum mal paylaşımı davalarında özel bir hesaplama tekniğini gerektirir.

Yargıtay içtihatlarına göre, kredi ile alınan ve borcu devam eden malların tasfiyesinde şu formül uygulanır: Öncelikle, krediye konu olan malın mahkeme tarihindeki (karara en yakın tarihteki) güncel rayiç piyasa değeri tespit edilir. Daha sonra, malın alınması için çekilen kredinin toplam taksit sayısı belirlenir. Evlilik birliği içerisinde (daha net bir ifadeyle mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar) ödenen taksit sayısı, toplam taksit sayısına oranlanır.

Örneğin, 120 ay vadeli bir konut kredisi çekilmiş ve evlilik birliği içinde bunun 60 ayı ödenmiş, dava açıldıktan sonra kalan 60 ay ise evi üzerine alan eş tarafından ödenmeye devam edilmiş olsun. Bu durumda evin güncel değerinin sadece evlilik içinde ödenen 60/120'lik (yüzde 50) kısmı "edinilmiş mal" olarak kabul edilir. Geriye kalan yüzde 50'lik kısım, boşanma davası açıldıktan sonra borcu ödeyen eşin kişisel malı sayılır. Paylaşıma konu edilecek olan edinilmiş mal kısmının yarısı üzerinden diğer eşe katılma alacağı ödenmesine hükmedilir. Peşinat ödenmişse, peşinatın kaynağının (kişisel mal mı, edinilmiş mal mı) ispatına göre hesaplamaya eklenir.

Boşanmada Şirket Hisselerinin ve Ticari İşletmelerin Durumu

Eşlerden birinin veya her ikisinin ticari bir işletmesi, bir şirket ortaklığı veya esnaf faaliyeti varsa, mal paylaşımı daha da karmaşık bir hal alır. Şirketlerin mal paylaşımındaki durumu, şirketin türüne (Anonim, Limited, Şahıs şirketi) ve kuruluş tarihine göre değişiklik gösterir.

Eğer şirket evlenmeden önce kurulmuşsa, şirket hisseleri (sermaye payı) eşin kişisel malıdır ve ana sermaye paylaşıma konu olmaz. Ancak, 1 Ocak 2002 sonrası yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi gereği, "kişisel malların gelirleri edinilmiş maldır" kuralı işletilir. Bu durumda şirketin evlilik süresince elde ettiği ve dağıttığı kar payları (temettüler) veya şirkete yatırım yapılmayıp kasada tutulan geçmiş yıl karları hesaplanır. Diğer eş, evlilik süresine denk gelen kar payları üzerinde yüzde elli oranında hak iddia edebilir.

Şirket evlilik birliği içerisinde kurulmuşsa ve kuruluş sermayesi eşlerin çalışmaları sonucu elde edilen edinilmiş mallardan karşılanmışsa, şirketin güncel piyasa değeri (marka değeri, müşteri portföyü, demirbaşları, stokları ve likit varlıkları dikkate alınarak) şirket değerleme uzmanı bilirkişilerce hesaplanır. Bu değer üzerinden diğer eşin katılma alacağı doğar. Şirket hisselerinin fiilen ikiye bölünmesi veya diğer eşin şirkete zorla ortak edilmesi gibi bir durum hukuken söz konusu değildir; yalnızca hesaplanan maddi karşılık nakit alacak olarak talep edilir.

Kıdem Tazminatı ve Emekli İkramiyesinin Mal Paylaşımı

Çalışan eşlerin iş sözleşmelerinin sona ermesi neticesinde aldıkları kıdem tazminatları ve emekli olduklarında aldıkları emekli ikramiyeleri mal paylaşımı davalarında çok sık karşılaşılan konulardır. Türk hukukuna göre sosyal güvenlik kurumlarınca yapılan ödemeler ile çalışma karşılığı elde edilen tazminatlar kural olarak edinilmiş maldır.

Ancak kıdem tazminatı hesaplanırken, kişinin o iş yerindeki toplam çalışma süresinin ne kadarının evlilik birliği içerisine denk geldiği hayati önem taşır. Yargıtay'ın uyguladığı yönteme göre; toplam çalışma gün sayısı paydaya, evlilik birliği içinde geçen çalışma gün sayısı ise paya yazılarak bir oran bulunur. Bulunan bu oran, alınan toplam kıdem tazminatı ile çarpılarak "edinilmiş mal" niteliğindeki kısım ayrıştırılır.

Örneğin, bir kişi aynı işyerinde toplam 10 yıl (3600 gün) çalışmış ve emekli olmuştur. Bu çalışma süresinin 5 yılı (1800 günü) bekar iken, diğer 5 yılı (1800 günü) evli iken geçirilmişse; aldığı kıdem tazminatının yalnızca yarısı (evlilik süresine denk gelen kısım) edinilmiş mal olarak kabul edilir. Boşandığı eş, işte bu edinilmiş mal kabul edilen kısmın yarısı oranında katılma alacağı hakkına sahiptir. Diğer yarısı çalışanın kişisel malıdır.

Zina (Aldatma) ve Hayata Kast Durumlarında Mal Paylaşımında İndirim veya İptal

Mal paylaşımı davalarında, eşlerin boşanmadaki kusur oranları (kimin kime hakaret ettiği, şiddet uyguladığı vb.) kural olarak mal paylaşımı hesaplamasını etkilemez. Yani ağır kusurlu eş bile edinilmiş mallar üzerinde yarı yarıya hak sahibidir. Ancak kanun koyucu, evlilik birliğinin temelden sarsılmasına neden olan en ağır ihlaller için Türk Medeni Kanunu madde 236/2'de çok önemli bir istisna getirmiştir.

Bu istisnaya göre; boşanma davası spesifik olarak Zina (Aldatma) (TMK md. 161) veya Hayata Kast (TMK md. 162) sebeplerine dayanılarak açılmış ve mahkeme bu özel sebeplerle boşanmaya karar vermişse, hakim, kusurlu olan eşin "Artık Değerdeki Pay Oranını" (yani edinilmiş mallardan alacağı payı) hakkaniyete uygun olarak azaltabilir veya tamamen ortadan kaldırabilir.

Burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus, hakimin bu yetkisini ancak katılma alacağı (edinilmiş mallar) üzerinde kullanabilmesidir. Kusurlu eşin, kendi kişisel parasıyla yaptığı katkıyı ifade eden "Değer Artış Payı" alacağından veya 2002 öncesine ait "Katkı Payı" alacağından indirim yapılamaz, çünkü bu durum kişinin doğrudan mülkiyet hakkına ve emeğine müdahale anlamına gelir. Ayrıca, zina eyleminin affedilmesi durumunda bu hüküm uygulanamaz.

Tasarrufun İptali ve Eklenecek Değerler (Mal Kaçırmanın Önlenmesi)

Uygulamada, boşanma aşamasına gelen veya boşanmayı planlayan eşlerin sıklıkla başvurduğu yollardan biri, üzerlerine kayıtlı olan ev, araba veya şirket hisselerini diğer eşten mal kaçırmak amacıyla anne, baba, kardeş veya güvendikleri üçüncü kişilerin üzerine devretmeleridir (muvazaalı işlemler). Kanun koyucu, bu tür kötüniyetli eylemlere karşı ciddi koruma mekanizmaları öngörmüştür.

TMK madde 229 uyarınca bazı malvarlığı değerleri, fiilen elden çıkarılmış olsalar dahi mal paylaşımı hesaplamasında varmış gibi kabul edilerek hesaplamaya eklenir. Bunlar "Eklenecek Değerler" olarak adlandırılır:

  1. Bir Yıl İçinde Yapılan Karşılıksız Kazandırmalar: Eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden (boşanma davasının açılmasından) önceki bir yıl içinde, diğer eşin rızası olmadan yaptığı ve olağan hediyeleri aşan karşılıksız kazandırmalar (bağışlamalar).

  2. Kötüniyetli Devirler: Bir eşin, mal rejiminin devamı süresince, diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla (kötüniyetle) yaptığı her türlü devir işlemi. Bu tür devirlerde bir yıllık süre sınırı yoktur; beş yıl önce yapılmış olsa bile kötüniyet ispatlanırsa malların güncel değeri hesaplamaya eklenir.

Malı devralan üçüncü kişiler, bu karşılıksız kazandırmalar veya kötüniyetli devirler nedeniyle, devredilen mal veya bedeli oranında diğer eşe karşı müteselsilen sorumlu tutulabilirler. Gerekirse bu üçüncü kişilere karşı doğrudan davanın yöneltilmesi söz konusu olabilir.

İhtiyati Tedbir Kararı ve Aile Konutu Şerhi

Mal paylaşımı davasının veya boşanma davasının devam ettiği uzun süreç boyunca, tarafların malları elden çıkarma tehlikesi her zaman mevcuttur. Bu riskin önüne geçmek için başvurulabilecek en temel iki hukuki yol ihtiyati tedbir kararı alınması ve aile konutu şerhi konulmasıdır.

Aile Konutu Şerhi

Eşlerin evlilik birliği süresince birlikte yaşadıkları temel konut "Aile Konutu" vasfı taşır. Eşlerden biri, evin maliki (tapu sahibi) olmasa dahi, tapu müdürlüğüne başvurarak veya mahkemeden talep ederek evin tapu kaydına "Aile Konutu Şerhi" koydurabilir. Bu şerh, tapu sahibinin diğer eşin açık rızası olmadan evi satmasını, devretmesini veya üzerinde ipotek tesis etmesini kesin olarak engeller.

İhtiyati Tedbir Kararı

Mal paylaşımı davası açıldığında, davanın konusu olan tapular, araç ruhsatları veya banka hesapları üzerine Aile Mahkemesi'nden "İhtiyati Tedbir" konulması talep edilir. Hakim, haklılık payını gözeterek, malların üçüncü kişilere devrini engellemek amacıyla tapu, trafik sicili ve bankalara tedbir müzekkeresi yazar. Böylece dava sonuna kadar malların güvenliği sağlanmış olur. Tedbir talebi reddedilirse, malları satan eş, malın bedeli üzerinden sorumlu olmaya devam eder.

Mal Paylaşımı Davası Süreci ve Mahkeme Aşamaları

Boşanmada mal paylaşımı işlemleri, hukuken "Mal Rejiminin Tasfiyesi" davası olarak adlandırılır. Bu dava sürecinin kendine has bazı özellikleri ve kesin kuralları bulunmaktadır.

Bekletici Mesele Kuralı (Dava Şartı)

Mal paylaşımı davası, boşanma davası ile birlikte aynı dilekçede açılabileceği gibi, boşanma davasından ayrı ve bağımsız bir dava olarak da açılabilir. Ancak, Türk usul hukukuna göre mal paylaşımına ilişkin hesaplamaların yapılabilmesi ve karara bağlanabilmesi için öncelikle tarafların kesinleşmiş bir boşanma kararına sahip olmaları şarttır. Eğer mal paylaşımı davası, boşanma davası ile eş zamanlı veya boşanma davası devam ederken açılmışsa; mal paylaşımı davasına bakan mahkeme, boşanma davasının sonucunun kesinleşmesini "Bekletici Mesele" (ön şart) yapar. Yani boşanma kararı Yargıtay veya İstinaf aşamalarından geçip tamamen kesinleşene kadar mal davasında hiçbir hesaplama yapılmaz, dosya askıda bekletilir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Mal rejiminin tasfiyesi davalarında görevli mahkeme kural olarak Aile Mahkemeleri'dir. Aile Mahkemesi bulunmayan yerlerde ise Asliye Hukuk Mahkemeleri, Aile Mahkemesi sıfatıyla bu davalara bakar. Yetkili mahkeme (davanın hangi şehirde/ilçede açılacağı) konusunda ise kanun bazı seçenekler sunmuştur:

  • Boşanma davasının açıldığı mahkeme,

  • Eşlerin son altı aydır birlikte ikamet ettikleri yer mahkemesi,

  • Davalı eşin yerleşim yeri mahkemesi.

Yargılama Aşamasında Bilirkişi İncelemesi

Mal paylaşımı davaları son derece teknik, muhasebesel ve matematiksel hesaplamalar gerektirir. Mahkeme hakimi, tarafların banka dökümlerini, tapu kayıtlarını, ticaret sicil gazetelerini, kredi sözleşmelerini ve sgk hizmet dökümlerini topladıktan sonra dosyayı alanında uzman bilirkişi heyetine (hukukçu, mali müşavir, gayrimenkul değerleme uzmanı) tevdi eder. Bilirkişi raporu, tarafların birbirlerinden alacakları tutarı (Artık Değer, Değer Artış Payı, Katılma Alacağı) kuruşu kuruşuna hesaplar. Taraflar bu rapora itiraz hakkına sahiptir. Rapor kesinleştikten sonra mahkeme bu hesaplamalara göre kararını verir.

Anlaşmalı Boşanma Davalarında Mal Paylaşımı

Anlaşmalı boşanma, eşlerin evlilik birliğini sonlandırma, velayet, nafaka, tazminat ve mal paylaşımı gibi tüm konularda ortak bir mutabakata vararak hazırladıkları bir protokol ile mahkemeye başvurdukları yöntemdir. Anlaşmalı boşanmalarda sözleşme özgürlüğü (irade serbestisi) geçerlidir. Eşler, kanuni mal rejimine bağlı kalmaksızın, malları diledikleri gibi paylaşabilirler. İsterlerse bir eş tüm malları diğerine bırakabilir veya malları farklı oranlarda bölüşebilirler.

Buradaki en büyük tehlike, protokolün hazırlanması sırasındaki hukuki bilgisizliklerdir. Protokole eklenen "Tarafların mal paylaşımına ilişkin birbirlerinden maddi/manevi bir talebi yoktur" şeklindeki genel ve soyut ibareler, daha sonra açılabilecek tüm mal davalarının kesin olarak önünü keser ve feragat anlamına gelir. Bu sebeple, protokolde gayrimenkullerin tapu bilgileri (ada, parsel), araçların plakaları ve banka hesap bilgileri tek tek, açıkça yazılarak kime kalacağının şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirtilmesi ileride doğabilecek davaları engelleyecektir.

Mal Paylaşımı Davalarında Zamanaşımı Süresi

Hukukta hakların talep edilebilmesi belirli sürelere tabidir. Mal rejiminin tasfiyesi davalarında da önemli zamanaşımı süreleri söz konusudur.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararları ve yerleşik içtihatlara göre, edinilmiş mallara katılma rejiminden doğan katılma alacağı ve değer artış payı alacağı davalarında zamanaşımı süresi 10 yıldır. Bu 10 yıllık süre, boşanma davasına ilişkin mahkeme kararının (hükmün) kesinleştiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Eşler boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 10 yıl içinde mal paylaşımı davası açmazlarsa, bu haklarını tamamen kaybederler (zamanaşımına uğrar). Eski rejime tabi olan 2002 öncesi katkı payı alacaklarında da aynı şekilde 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanmaktadır. Zamanaşımını kesen sebepler (icra takibi, dava açılması vb.) genel hukuk kurallarına tabidir.

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Evlenmeden önce aldığım evin kredi ödemeleri evlilik içinde devam etti, ev ortak mı sayılır? Evin sadece evlilik birliği içerisinde ödenen kredi taksitlerine isabet eden oranı edinilmiş mal sayılır. Kalan kısım ve peşinat tamamen sizin kişisel malınızdır. Karşı taraf ancak ödenen bu ortak tutarın yarısını talep edebilir.

Boşanmada bankadaki paralar nasıl paylaşılır? Bankadaki para kişisel mallardan (miras, evlilik öncesi birikim) elde edilmemişse, evlilik süresince biriktirilen tüm nakit mevduat edinilmiş maldır. Boşanma davasının açıldığı tarihteki hesap bakiyesi esas alınır. Eşlerden biri davadan hemen önce parayı çekmişse, bu para da hesaba eklenerek (eklenecek değer) paylaşıma tabi tutulur.

Eşim mal varlığını tamamen başkasının üstüne yapmış, ne yapmalıyım? Mal kaçırma amaçlı yapılan muvazaalı devirler iptal edilebilir. TMK 229. madde gereği, kötüniyetli devirler saptanırsa, mal elden çıkarılmış olsa dahi varmış gibi hesaplamaya katılır. Davaya malı devralan 3. kişiler de dahil edilerek bu zararın tazmini sağlanabilir.

Düğünde takılan takılar ve altınlar kimindir? Yargıtay'ın istikrar kazanmış ve çok net olan içtihatlarına göre, evlilik sırasında veya düğünde kadına takılan her türlü ziynet eşyası, çeyrek, yarım veya tam altınlar, bilezikler ve setler kim tarafından takılmış olursa olsun (erkeğin ailesi takmış olsa bile) kadının kişisel malıdır ve kadına yapılmış bir bağışlama hükmündedir. Ancak aksine bir yerel adet (örgü) veya evlenmeden önce yapılmış bir yazılı sözleşme varsa durum ispatlanarak değiştirilebilir. Kural olarak takılar erkeğin mal paylaşımı hesabına katılmaz.

Yabancı ülke mahkemelerinde boşandık, Türkiye'deki mallarımız nasıl paylaşılacak? Yabancı mahkeme kararlarının Türkiye'de hüküm ifade edebilmesi için "Tanıma ve Tenfiz" davası açılması zorunludur. Tanıma davası sonuçlandıktan sonra boşanma Türkiye'de de geçerlilik kazanır. Ardından Türkiye'deki taşınmazlar veya banka hesapları için Türk Mahkemelerinde (taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde) mal rejiminin tasfiyesi davası açılabilir.

Ölüm halinde mal paylaşımı boşanmadan farklı mıdır? Eşlerden birinin ölümü halinde evlilik birliği ve mal rejimi kendiliğinden sona erer. Bu durumda sağ kalan eş, öncelikle ölen eşine karşı mal rejiminden doğan tasfiye (katılma) alacağını miras terekesinden talep eder. Bu alacak alındıktan sonra, kalan malvarlığı miras hukuku hükümlerine göre yasal mirasçılar (çocuklar ve yine sağ kalan eş) arasında paylaştırılır. Sağ kalan eş hem mal rejiminden doğan payını hem de miras payını alır.

Boşanma davalarında mal paylaşımı, son derece spesifik hesaplama yöntemleri, uzun zamanaşımı süreleri, değerleme uzmanlıkları ve detaylı kanun maddeleri barındıran teknik bir alandır. Hangi malın kişisel, hangisinin edinilmiş mal olduğuna karar vermek, eklenecek değerleri ispatlamak ve bilirkişi raporlarındaki hatalı hesaplamalara süresi içinde itiraz edebilmek davanın seyrini tamamen değiştirir. Bu karmaşık süreçte yapılacak en küçük bir ihmal veya bilgisizlik, telafisi imkansız devasa maddi kayıplara yol açabilir. Bu nedenle, mal rejiminin tasfiyesi davalarının en başından itibaren, delillerin toplanması, tedbir taleplerinin sunulması ve dava dilekçelerinin hazırlanması aşamalarında, Aile Hukuku alanında tecrübeli ve uzman bir avukatla çalışmak haklarınızı korumanın en güvenli ve yegane yoludur.

İlginizi Çekebilecek Diğer Makaleler

  • Resmi Belgede Sahtecilik
    Resmi Belgede Sahtecilik TCK Madde 204´de geçen bilgilere sitemizden erişebilir ve tüm sorularınız için Elgit Hukuk´u arayabilirsiniz. ...
  • Hangi İfadeler Hakaret Suçunu Oluşturmaktadır
    Hangi İfadeler Hakaret Suçunu Oluşturmaktadır? Sorusunun yanıtı için Elgit Hukuk Bürosu´nun sizler için hazırlanan bu sayfasını hemen incelemeye alabilir ve sizde konu ile ilgili bilgi sahibi olabilirsiniz. ...
  • Suçu ve Suçluyu Övmede Şikayet Süresi ve Zamanaşımı
    Suçu ve Suçluyu Övmede Şikayet Süresi ve Zamanaşımı konusuna ilişkin detayları Elgit Hukuk Bürosu olarak kurumsal sitemizde sizlerle paylaştık, içeriklerimiz arasından bu detayları inceleyerek bilgi için avukatlarımızı arayabilirsiniz. ...
Whatsapp