MENÜ

Ceza Hukukunda Mahsup Nedir24.8.2026

Ceza Hukukunda Mahsup Nedir? Aydın'daki Elgit Hukuk Avukatları sizler için bu içeriği hazırladı, hemen inceleyerek bilgi sahibi olun. 

Ceza Hukukunda Mahsup Nedir? TCK 63 Kapsamında Cezadan Mahsup Şartları

Ceza yargılamasında bir kişi hakkında henüz kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü bulunmadan önce gözaltı, tutuklama veya kişisel özgürlüğü önemli ölçüde sınırlandıran başka tedbirler uygulanabilir. Yargılama sonunda aynı kişinin hapis cezasına mahkûm edilmesi halinde, özgürlüğünün daha önce sınırlandığı sürelerin ne olacağı önemli bir hukuki mesele olarak ortaya çıkar. Türk ceza hukukunda bu sorunun karşılığı mahsup kurumudur.

Ceza hukukunda mahsup, hüküm kesinleşmeden önce kişinin özgürlüğünü sınırlayan belirli sürelerin, koşulları mevcutsa daha sonra hükmedilen cezadan indirilmesi anlamına gelir. Düzenlemenin temel dayanaklarından biri 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 63. maddesidir. Güncel madde metninde, hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve kişisel özgürlüğün sınırlanması sonucunu doğuran bütün haller nedeniyle geçirilen sürelerin hükmedilen hapis cezasından indirilmesi öngörülmektedir. Adli para cezası söz konusu olduğunda da kanunda özel bir mahsup yöntemi düzenlenmiştir.

Mahsup, uygulamada özellikle tutukluluk süresinin cezadan düşülmesi, gözaltı süresinin mahsup edilmesi, başka dosyadan tutukluluğun mahsubu, ev hapsinin cezadan düşülmesi, adli para cezasından mahsup, TCK 63 mahsup şartları ve cezaevinde geçirilen sürenin cezadan düşülmesi başlıkları altında gündeme gelmektedir.

Ancak mahsup her somut olayda yalnızca tutuklu kalınan günlerin matematiksel biçimde cezadan çıkarılması anlamına gelmez. Özellikle kişinin farklı ceza dosyalarının bulunması, bir dosyadaki tutukluluk süresinin başka bir dosyadaki mahkûmiyetten indirilmesinin istenmesi, aynı sürenin daha önce başka bir cezanın infazında kullanılıp kullanılmadığı ve suçların işlenme tarihleri gibi ayrıntılar sonucu değiştirebilir.

Bu nedenle cezadan mahsup nasıl yapılır sorusunun cevabı, dosyanın tarihleri ve uygulanan koruma tedbirlerinin niteliği birlikte incelenerek verilmelidir.

Ceza Hukukunda Mahsup Ne Demektir?

Kelime anlamıyla mahsup, bir miktarın başka bir miktardan düşülmesini veya hesaba katılmasını ifade eder. Ceza hukukundaki teknik anlamı ise kişinin mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesinden önce özgürlüğünden yoksun kaldığı belirli sürelerin, daha sonra infaz edilecek cezaya sayılmasıdır.

Mahsup kurumunun varlığının temel nedeni açıktır: Bir kişinin aynı yargılama süreci içerisinde hem hüküm kesinleşmeden önce özgürlüğünün kısıtlandığı dönemi geçirmesi hem de daha sonra verilen cezanın tamamını hiçbir indirim yapılmadan infaz etmesi hakkaniyete uygun olmayacaktır.

Örneğin bir kişinin soruşturma veya kovuşturma sırasında belirli süre tutuklu kalması ve yargılama sonunda hapis cezası alması durumunda, şartları oluşmuşsa tutukluluk döneminin cezada dikkate alınması gerekir.

Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulu da mahsup kurumunu, henüz suçluluğu kesinleşmeyen kişilerin özgürlüklerinden yoksun bırakılmaları nedeniyle ortaya çıkabilecek adaletsizliği gidermeye yönelik bir hukuki mekanizma olarak ele almaktadır.

Bu yönüyle mahsup bir ceza indirimi nedeni ile aynı şey değildir. Takdiri indirim, etkin pişmanlık veya teşebbüs nedeniyle yapılan ceza indirimiyle mahsup farklı hukuki kurumlardır. Mahsup, esas itibarıyla belirlenen cezanın miktarından ziyade kişinin daha önce özgürlüğünün sınırlandığı sürenin cezanın infazında dikkate alınmasıyla ilgilidir.

TCK 63 Mahsup Düzenlemesi Nedir?

Ceza hukukunda genel mahsup düzenlemesi Türk Ceza Kanunu'nun 63. maddesinde bulunmaktadır.

TCK 63'ün güncel düzenlemesine göre hüküm kesinleşmeden önce meydana gelen ve kişinin şahsi hürriyetini sınırlama sonucunu doğuran haller nedeniyle geçirilen süreler hapis cezasından indirilir. Adli para cezası verilmiş olması halinde de kanun ayrıca mahsup imkânı tanımaktadır. Maddenin adli para cezasına ilişkin günlük karşılığı 2024 yılında 7499 sayılı Kanun ile değiştirilmiştir.

Kanunun özellikle "şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün haller" şeklinde geniş bir ifade kullanması önemlidir. Düzenleme yalnızca klasik anlamdaki tutuklamayı esas almamaktadır.

Somut olayın niteliğine göre gözaltı, tutukluluk, gözlem altında geçirilen süre veya kanunda açıkça mahsup imkânı tanınmış belirli özgürlüğü sınırlayıcı tedbirler değerlendirme konusu olabilir.

Bununla birlikte her adli kontrol tedbirinin otomatik şekilde cezadan düşülmesi mümkün değildir. Adli kontrol bakımından Ceza Muhakemesi Kanunu'nda özel kurallar bulunmaktadır.

Mahsup ile Ceza İndirimi Arasındaki Fark Nedir?

Mahsup ile ceza indirimi uygulamada zaman zaman birbirine karıştırılmaktadır.

Ceza indirimi yapılırken mahkeme öncelikle sanık hakkında hükmedilecek sonuç cezayı belirler. Örneğin teşebbüs, yardım etme, yaş küçüklüğü veya takdiri indirim nedenleri varsa ilgili kanun hükümleri doğrultusunda cezada belirli oranlarda değişiklik yapılabilir.

Mahsup ise kural olarak cezanın belirlenmesinden sonra daha önce özgürlüğü sınırlayan sürenin infazda dikkate alınmasıyla ilgilidir.

Örneğin mahkeme bir kişi hakkında sonuç olarak belirli süreli hapis cezasına karar vermiş ve kişi aynı dosya nedeniyle daha önce gözaltında veya tutuklu kalmışsa, TCK 63 kapsamındaki süreler cezanın infazında hesaba katılır.

Dolayısıyla mahsup, sanığın suçunun daha hafif kabul edilmesi değildir. Daha önce özgürlüğünden yoksun kaldığı sürenin ikinci kez göz ardı edilmemesini sağlayan ayrı bir hukuki kurumdur.

Gözaltında Geçen Süre Cezadan Mahsup Edilir mi?

Gözaltı süresinin cezadan mahsubu, TCK 63 uygulamasında en sık karşılaşılan konulardan biridir.

Bir kişi soruşturma kapsamında yakalandıktan sonra gözaltında tutulmuş ve daha sonra yapılan yargılama sonucunda hapis cezasına mahkûm edilmiş olabilir. Şahsi özgürlüğün fiilen sınırlandığı bu süre, gerekli koşulların bulunması halinde hükmedilen cezadan mahsup edilir.

Yargıtay kararlarında da gözaltında geçirilen sürenin TCK 63 uyarınca cezadan mahsup edilmesi gerektiği açık biçimde kabul edilmektedir. Örneğin Yargıtay 10. Ceza Dairesi bir kararında sanığın gözaltında geçirdiği sürenin cezadan mahsup edilmemesini hukuka aykırılık olarak değerlendirmiştir.

Bu nedenle yalnızca uzun süreli tutuklama değil, daha kısa süreli gözaltında kalma süresi de mahsup hesabında önemlidir.

Dosyanın infaz aşamasına geçtiği durumlarda gözaltı tarihleri ve tahliye ya da serbest bırakılma kayıtlarının doğru şekilde belirlenmesi gerekir.

Tutukluluk Süresi Cezadan Düşülür mü?

Tutukluluk süresinin cezadan düşülmesi, mahsup kurumunun en bilinen uygulamasıdır.

Tutuklama bir ceza değildir. Ceza muhakemesinde belirli şartların oluşması halinde uygulanabilen bir koruma tedbiridir. Sanığın tutuklu bulunması, henüz kesinleşmiş bir mahkûmiyet bulunduğu anlamına gelmez.

Ancak kişi daha sonra mahkûm edildiğinde, tutuklu olarak geçirdiği özgürlükten yoksun kalma döneminin görmezden gelinmesi mümkün değildir.

Bu nedenle aynı yargılama kapsamında sanığın tutuklu geçirdiği süreler kural olarak TCK 63 uyarınca hapis cezasından mahsup edilir.

Yargıtay'ın farklı ceza dairelerinin kararlarında da hükümde mahsup konusunda ayrıca karar verilmemiş olsa dahi tutukluluk ve gözaltı sürelerinin infaz aşamasında dikkate alınabileceği belirtilmektedir.

Mahsup hesabının doğru yapılabilmesi için kişinin tutuklandığı ve tahliye edildiği tarihler kesin olarak belirlenmelidir.

Mahsup Otomatik Olarak mı Yapılır?

TCK 63'ün şartları oluşmuşsa mahsup, mahkemenin tamamen serbest takdirine bırakılmış bir uygulama olarak değerlendirilmez.

Mahkûmiyet hükmünde sanığın gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin TCK 63 uyarınca cezadan mahsup edilmesine karar verilmesi uygulamada sık görülen yöntemdir.

Bununla birlikte hükümde mahsup ibaresinin bulunmaması her durumda söz konusu sürenin tamamen kaybedileceği anlamına gelmez.

Yargıtay birçok kararında mahsup işleminin infaz aşamasında da gözetilebileceğini kabul etmektedir. Örneğin Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 2021 tarihli kararında, sanığın tutukluluk ve gözaltı sürelerinin hükümde mahsup edilmemesinin infaz aşamasında dikkate alınabileceği gerekçesiyle ayrıca bozma sebebi yapılmadığı görülmektedir.

Bu nedenle kesinleşmiş bir hükümde mahsup konusunda eksiklik bulunduğu düşünülüyorsa infaz dosyasının, gözaltı ve tutukluluk kayıtlarının ayrıntılı biçimde incelenmesi önemlidir.

Başka Suçtan Tutukluluk Cezadan Mahsup Edilebilir mi?

Ceza hukukunda en fazla tartışılan konulardan biri başka suçtan tutukluluk süresinin mahsubudur.

Bir kişi A dosyasında uzun süre tutuklu kalmış, daha sonra bu dosyadan beraat etmiş veya aldığı ceza tutuklu kaldığı süreden daha kısa olmuş olabilir. Aynı kişinin B dosyasından da mahkûmiyetinin bulunması halinde ilk dosyada kalan tutukluluk süresinin ikinci cezadan düşülüp düşülemeyeceği gündeme gelebilir.

Yargıtay uygulamasında belirli koşulların bulunması halinde farklı bir suçtan kaynaklanan tutukluluk süresinin başka bir mahkûmiyet açısından değerlendirilmesinin mümkün olduğu kabul edilmektedir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun konuya ilişkin yaklaşımında, tutukluluğa konu dosyada verilen karar kesinleşmeden önce diğer suçun işlenmiş olması önemli bir ölçüt olarak ortaya çıkmaktadır. Ceza Genel Kurulu, başka suçtan tutukluluk mahsubunda tutuklu kalınan dosyanın mutlaka beraatle sonuçlanmasını zorunlu şart olarak görmemektedir.

Ancak bu kuralın uygulaması teknik ayrıntılar içerir. Tutukluluk süresinin başka bir cezanın infazında zaten kullanılmış olup olmadığı ve geriye mahsup edilebilecek bir süre kalıp kalmadığı ayrıca belirlenmelidir.

Sonradan İşlenen Suç İçin Önceki Tutukluluk Mahsup Edilir mi?

Mahsup hukukunun önemli sınırlarından biri, kişinin geçmişte özgürlüğünden yoksun kaldığı her sürenin gelecekte işleyeceği suçlar bakımından bir tür "ceza kredisi" haline gelmesinin önlenmesidir.

Bir kişi geçmişte başka bir suç nedeniyle tutuklanmış, bu dosya kesin biçimde sonuçlanmış ve daha sonra tamamen yeni bir suç işlemişse, önceki dönemdeki kullanılmamış özgürlük kısıtlamasının her durumda sonraki suçun cezasından düşülmesi kabul edilmez.

Yargıtay içtihatlarında, başka suçtan tutukluluğun mahsubu bakımından mahsuba konu yeni suçun, tutukluluğun bulunduğu önceki dosyadaki karar kesinleşmeden önce işlenmiş olması üzerinde durulmaktadır.

Bu yaklaşımın temelinde, kişinin daha önce özgürlüğünden yoksun kaldığı süreyi gelecekte işleyeceği suçlar açısından kullanılabilir bir süre olarak görmesinin önlenmesi bulunmaktadır.

Bu nedenle başka dosyadan mahsup taleplerinde yalnızca tutukluluk tarihine bakılması yeterli değildir. Her iki dosyanın suç tarihi, tutuklama dönemi, karar tarihi, kesinleşme tarihi ve önceki cezanın infaz durumu birlikte incelenmelidir.

Aynı Tutukluluk Süresi İki Kez Mahsup Edilebilir mi?

Mahsup kurumunun temel mantığı, kişinin özgürlüğünden yoksun kaldığı gerçek sürenin karşılığının cezadan düşülmesidir. Bu nedenle aynı sürenin birden fazla mahkûmiyetten ayrı ayrı indirilerek kişiye mükerrer avantaj sağlaması mümkün değildir.

Bir tutukluluk dönemi daha önce başka bir mahkûmiyetin tamamının veya bir bölümünün infazında kullanılmışsa aynı günlerin ikinci kez mahsup edilmesi hukuken farklı sorunlara yol açacaktır.

Örneğin bir dosyada tutuklu geçirilen sürenin bir kısmı o dosyadan verilen cezanın infazında kullanılmışsa, başka bir dosya bakımından ancak hukuken kullanılabilir nitelikte kalan sürenin bulunup bulunmadığı araştırılabilir.

Yargıtay kararlarında da tutukluluğun hangi mahkûmiyetin infazında mahsup edildiğinin araştırılması gerektiği vurgulanmaktadır.

Dolayısıyla cezaevinde yatılan sürenin mahsubu, salt kişinin toplam olarak cezaevinde bulunduğu süreye bakılarak yapılamaz. O sürenin hangi hukuki statü altında geçirildiği ve daha önce hesaba katılıp katılmadığı belirlenmelidir.

Beraat Edilen Dosyadaki Tutukluluk Başka Cezadan Düşer mi?

Bir kişinin tutuklu yargılandığı dosyada beraat etmesi halinde önemli bir mahsup sorunu ortaya çıkabilir.

Yargıtay'ın köklü içtihatlarında, belirli koşullar altında beraatle sonuçlanan dosyada geçirilen tutukluluk süresinin başka bir mahkûmiyet bakımından hesaba katılabileceği kabul edilmiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun aktardığı 1940 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı'nda da beraat edilen bir suç nedeniyle tutuklu geçirilen sürenin, koşulları oluştuğunda başka suçtan verilen cezadan mahsup edilmesi gerektiğine ilişkin temel yaklaşım bulunmaktadır.

Ancak burada da suçların işlenme tarihleri ve kararların kesinleşme tarihleri son derece önemlidir.

Beraat kararının kesinleşmesinden sonra işlenen tamamen yeni bir suç bakımından geçmişteki tutukluluğun otomatik şekilde kullanılabileceği sonucuna varılmamalıdır.

Ev Hapsi Cezadan Mahsup Edilir mi?

Kamuoyunda ev hapsi olarak bilinen "konutu terk etmeme" yükümlülüğü bir adli kontrol tedbiridir.

Adli kontrol altında geçen süreler bakımından genel kural, bu sürelerin şahsi özgürlüğün sınırlandırılması nedeni sayılarak cezadan mahsup edilmemesidir. Ancak Ceza Muhakemesi Kanunu bazı tedbirler için istisna kabul etmiştir.

CMK'nın 109. maddesindeki güncel düzenlemeye göre konutu terk etmeme adli kontrol tedbiri altında geçirilen her iki gün, cezanın mahsubunda bir gün olarak dikkate alınır.

Bu nedenle kişinin örneğin uzun süre ev hapsinde bulunması halinde sürenin tamamının bire bir hapis cezasından düşüleceği düşünülmemelidir. Kanun, konutu terk etmeme bakımından özel bir mahsup oranı öngörmüştür.

Anayasa Mahkemesi kararlarında da bu düzenleme ele alınmış ve konutu terk etmeme tedbiri altında geçirilen sürenin kanunda belirlenen oran üzerinden mahkûmiyetten mahsup edildiği belirtilmiştir.

Her Adli Kontrol Süresi Cezadan Düşülür mü?

Hayır. Her adli kontrol tedbiri cezadan mahsup edilmez.

Adli kontrol kapsamında yurt dışına çıkamamak, belirli yerlere başvurmak, güvence yatırmak veya belirli kişilere yaklaşmamak gibi çok farklı yükümlülükler uygulanabilir.

CMK 109/6 uyarınca adli kontrol altında geçirilen sürelerin şahsi hürriyeti sınırlama sebebi sayılarak cezadan mahsup edilmemesi genel kuraldır. Ancak aynı maddede bazı tedbirler bakımından açık istisnalar bulunmaktadır.

Özellikle konutu terk etmeme tedbirinde kanun özel bir hesaplama yöntemi öngörmektedir. Ayrıca CMK 109/3'ün ilgili bendinde düzenlenen, bağımlılıktan arınmaya yönelik ve gerektiğinde hastaneye yatmayı da içerebilen tedavi veya muayene tedbiri bakımından da istisnai düzenleme bulunmaktadır.

Dolayısıyla bir kişinin "adli kontrol altındaydım" demesi tek başına mahsup için yeterli değildir. Hangi adli kontrol yükümlülüğünün uygulandığı belirlenmelidir.

Gözlem Altında Geçirilen Süre Mahsup Edilebilir mi?

TCK 63 yalnızca "tutukluluk" kelimesini kullanmamakta, şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün haller ifadesine yer vermektedir. Maddenin gerekçesinde de teknik anlamda tutukluluk sayılmasa bile kişinin özgürlüğünü kısıtlayan tedbirlerin mahsup kapsamında değerlendirilmesinin amaçlandığı belirtilmektedir.

Bu kapsamda ceza muhakemesinde kişinin özgürlüğünün fiilen sınırlandığı gözlem dönemleri de somut olayın özellikleri çerçevesinde mahsup değerlendirmesine konu olabilir.

Ancak her sağlık kontrolü veya muayene işlemi özgürlükten yoksun bırakma anlamına gelmez. Kişinin hangi kararla, ne kadar süre ve ne ölçüde özgürlüğünden yoksun bırakıldığı incelenmelidir.

Adli Para Cezasında Mahsup Olur mu?

TCK 63 yalnızca hapis cezalarını düzenlememektedir. Maddede adli para cezası bakımından da mahsup açık şekilde kabul edilmiştir.

Bir kişinin hüküm kesinleşmeden önce özgürlüğünün sınırlandığı ve yargılama sonucunda yalnızca veya ayrıca adli para cezasına hükmedildiği durumlarda, kanunda belirlenmiş günlük karşılık üzerinden mahsup yapılması mümkündür.

TCK 63'ün adli para cezasına ilişkin günlük mahsup karşılığı 2024 yılında 7499 sayılı Kanun ile değiştirilmiştir. Güncel mevzuat uygulanırken suç tarihi ve lehe kanun değerlendirmesi gibi zaman bakımından uygulama meselelerinin somut dosyaya göre ayrıca incelenmesi gerekebilir.

Burada adli para cezasından mahsup ile adli para cezasının günlük miktarının belirlenmesi aynı konu değildir. TCK'nın farklı maddelerinde adli para cezasının belirlenmesi ve infazına ilişkin ayrı hükümler bulunmaktadır.

Hapis Cezasına Çevrilen veya Adli Para Cezası Bulunan Dosyalarda Mahsup

Mahsup hesabı özellikle bir dosyada hem hapis hem de adli para cezası bulunması halinde teknik hale gelebilir.

Öncelikle hükmün tam içeriği incelenmeli, kişinin hangi sürelerde hangi nedenle özgürlüğünden mahrum bırakıldığı belirlenmeli ve bu sürenin başka bir cezaya daha önce sayılıp sayılmadığı araştırılmalıdır.

Bu nedenle internette yapılan basit bir "kaç gün yatar" hesabıyla mahsup sonucuna ulaşılması her zaman mümkün değildir.

Mahsup hesabı, cezanın miktarı, kesinleşme tarihi, gözaltı ve tutuklama kayıtları, farklı dosyalardaki infaz bilgileri ve gerekiyorsa lehe kanun değerlendirmesi birlikte ele alınarak yapılmalıdır.

Yabancı Ülkede Tutukluluk Cezadan Mahsup Edilir mi?

Ceza hukukunda yabancı ülkede geçirilen özgürlükten yoksun kalma süreleri için ayrıca TCK 16 düzenlemesi bulunmaktadır.

Türk Ceza Kanunu'nun 16. maddesine göre, suç nerede işlenmiş olursa olsun, bir suç nedeniyle yabancı ülkede gözaltında, gözlem altında, tutuklulukta veya hükümlülükte geçirilen süre aynı suçtan dolayı Türkiye'de verilecek cezadan mahsup edilir.

Buradaki önemli unsur "aynı suç" bağlantısıdır.

Örneğin bir kişinin belirli bir olay nedeniyle yabancı ülkede özgürlüğünden yoksun bırakılması ve daha sonra aynı fiil nedeniyle Türkiye'de yargılanarak ceza alması halinde yabancı ülkedeki sürenin değerlendirilmesi gündeme gelebilir.

Yabancı ülkedeki özgürlük kısıtlamasının nedeni, başlangıç ve bitiş tarihleri ile Türkiye'deki yargılamaya konu fiil arasındaki bağlantının resmi belgeler üzerinden belirlenmesi gerekir.

Başka Ülkede Hükümlü Kalınan Süre Mahsup Edilebilir mi?

TCK 16 yalnızca yabancı ülkedeki gözaltı ve tutukluluk sürelerinden söz etmemekte; aynı suç nedeniyle hükümlülükte geçirilen süreyi de kapsamına almaktadır.

Dolayısıyla Türk mahkemesinin aynı suç nedeniyle yeniden yargılama yaptığı kanuni durumlarda kişinin yabancı ülkede aynı fiilden kaynaklanan özgürlükten yoksun bırakılma döneminin göz ardı edilmemesi amaçlanmıştır.

Bununla birlikte yabancı ülkede başka bir suçtan infaz edilen cezanın tamamen farklı bir Türkiye dosyasından otomatik olarak düşüleceği şeklinde genel bir sonuç çıkarılamaz.

TCK 16'nın kendi koşulları ile TCK 63 kapsamındaki genel mahsup ilkeleri birbirinden ayrılarak değerlendirilmelidir.

Hükümlü Olarak Geçirilen Eski Süre Yeni Cezadan Mahsup Edilir mi?

Mahsup konusunda önemli ayrımlardan biri tutukluluk ile kesinleşmiş cezanın infazı arasındadır.

Bir kişinin geçmişte aldığı kesinleşmiş bir hapis cezasını tamamen infaz etmiş olması ve daha sonra yeni bir suç işlemesi durumunda, daha önce hükümlü olarak cezaevinde geçirdiği süre yeni suçun cezasından mahsup edilemez.

Aksi yorum, infaz edilmiş cezaların gelecekte işlenebilecek suçlar için kullanılabilmesine yol açardı.

Bu nedenle "daha önce cezaevinde fazla kaldım, yeni cezadan düşülür mü?" sorusu her olayda olumlu cevaplanabilecek bir soru değildir.

Hukuken mahsup edilebilir bir özgürlük kısıtlamasının varlığı ayrıca ortaya konulmalıdır.

Denetimli Serbestlikte Geçen Süre Mahsup Sayılır mı?

Denetimli serbestlik, tek başına TCK 63 anlamında tutukluluk veya gözaltı değildir.

Ceza infaz sisteminde hükümlünün cezasının belirli bölümünü denetimli serbestlik kapsamında geçirmesi ile hüküm kesinleşmeden önceki özgürlük kısıtlamasının mahsup edilmesi farklı hukuki konulardır.

Bu nedenle denetimli serbestlikte geçen sürenin başka bir dosyadan doğan yeni hapis cezasına genel biçimde "mahsup" edilmesi söz konusu değildir.

Mahsup değerlendirmesinde öncelikle kişinin ilgili dönemde hukuki statüsünün ne olduğu belirlenmelidir.

Yakalama Süresi Mahsup Edilir mi?

Kişinin yakalanarak fiilen özgürlüğünden yoksun bırakıldığı ve sonrasında gözaltı işlemlerinin yürütüldüğü durumlarda, özgürlük kısıtlamasının başlangıç zamanı mahsup hesabında önem taşıyabilir.

Ancak yalnızca hakkında yakalama emri düzenlenmiş olması ile fiilen yakalanarak özgürlüğünden yoksun bırakılması aynı değildir.

TCK 63 bakımından belirleyici unsur yalnızca bir kararın kağıt üzerinde bulunması değil, kişinin fiilen şahsi hürriyetinin sınırlandırılmasıdır.

Nitekim bir Yargıtay kararında kişinin başka bir cezanın infazı nedeniyle kurumda bulunduğu ve yeni tutuklama müzekkeresinin fiilen infaz edilmediği durumda, söz konusu tutuklama bakımından fiili özgürlük kısıtlamasının bulunup bulunmadığı ayrıca tartışılmıştır.

Mahsup Kararını Hangi Mahkeme Verir?

Mahsup, mahkûmiyet hükmü kurulurken doğrudan hüküm içerisinde gösterilebilir.

Mahkeme genellikle sanığın gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin TCK 63 gereğince cezasından mahsubuna şeklinde karar verir.

Bununla birlikte mahsup konusu infaz sırasında da ortaya çıkabilir. Özellikle farklı dosyalardaki tutukluluk sürelerinin değerlendirilmesi, önceki bir sürenin başka cezadan kullanılıp kullanılmadığının araştırılması veya kesinleşmiş hükümde mahsup konusunda açıklık bulunmaması durumunda infaz hukukuna ilişkin değerlendirme gerekebilir.

Yargıtay, birçok kararında hüküm sırasında mahsup kararı verilmemiş olmasının infaz aşamasında dikkate alınabileceğini kabul etmektedir.

Somut olayda hangi mahkemenin veya infaz makamının işlem yapacağı ise talebin niteliğine, hükmün kesinleşip kesinleşmediğine ve infaz aşamasına göre belirlenmelidir.

Mahsup İçin Dilekçe Verilebilir mi?

Özellikle farklı dosyadan kaynaklanan özgürlük kısıtlamalarının söz konusu olduğu durumlarda mahsup talebi gündeme gelebilir.

Talepte bulunulurken yalnızca "tutuklu kaldığım süre düşülsün" demek yerine mahsup edilmesi istenen dosyanın bilgileri, tutuklama ve tahliye tarihleri, ilgili dosyanın sonucu, kesinleşme durumu ve mahsup talep edilen mahkûmiyet dosyasının bilgileri önem taşır.

Birden fazla ceza dosyası varsa tarihlerin kronolojik olarak değerlendirilmesi gerekir.

Ayrıca önceki tutukluluk süresinin başka bir mahkûmiyetin infazında kullanılıp kullanılmadığının da araştırılması gerekebilir.

Bu nedenle başka dosyadan tutukluluk mahsubu talepleri, basit bir gün hesabından ziyade ayrıntılı dosya incelemesi gerektirir.

Mahsup Hesabı Nasıl Yapılır?

Aynı dosyada gözaltı ve tutukluluk süresinin mahsubunda temel olarak fiilen özgürlükten yoksun kalınan dönem tespit edilir.

Örneğin kişi soruşturma kapsamında gözaltında tutulmuş, ardından tutuklanmış ve belirli bir tarihte tahliye edilmişse başlangıç ve bitiş tarihleri resmi kayıtlar üzerinden belirlenir.

Başka dosyadan mahsup söz konusuysa işlem daha karmaşıktır.

Öncelikle:

Kişinin hangi dosyada hangi tarihler arasında tutuklu kaldığı, o dosyanın hangi kararla sonuçlandığı, kararın ne zaman kesinleştiği, mahsup edilmek istenen ikinci suçun ne zaman işlendiği, ilk tutukluluk süresinin başka bir cezada kullanılıp kullanılmadığı ve kullanılmamış bir süre bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir.

Bu bilgiler belirlenmeden mahsup edilecek gün sayısının güvenilir şekilde hesaplanması mümkün olmayabilir.

Mahsup İnfaz Süresini Nasıl Etkiler?

Mahsup işlemi, hükmedilmiş hapis cezasının infazında dikkate alınacağı için kişinin ceza infaz kurumunda geçireceği süre üzerinde doğrudan etkili olabilir.

Ancak mahsup ile koşullu salıverilme, denetimli serbestlik ve genel infaz hesabı birbirinden ayrı kavramlardır.

Öncelikle kesinleşmiş ceza ve mahsup edilmesi gereken süre belirlenir. Daha sonra 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun kapsamında ilgili suç ve hükümlünün durumuna göre infaz hesabı yapılır.

Bu nedenle internette kullanılan "yatar hesabı" ifadeleri altında mahsup, koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik kavramlarının birbirine karıştırılmaması gerekir.

Mahsup Kararı Verilmemişse Ne Olur?

Mahkûmiyet kararında TCK 63'e ilişkin açık bir hüküm bulunmaması halinde ilk yapılması gereken, gerçekten mahsup edilecek bir özgürlük kısıtlamasının bulunup bulunmadığını kontrol etmektir.

Gözaltı veya tutukluluk kayıtları mevcutsa bunların infaz dosyasında değerlendirilmesi gerekebilir.

Yargıtay uygulamasında birçok kez, hükümde mahsup kararı verilmemesinin infaz aşamasında re'sen dikkate alınabilecek bir konu olduğu belirtilmiştir.

Dolayısıyla hüküm fıkrasında açıkça "mahsup" yazmaması tek başına kişinin gözaltı veya tutukluluk süresinin hiçbir zaman dikkate alınamayacağı anlamına gelmez.

Ancak özellikle başka dosyadan mahsup taleplerinde ayrıca hukuki inceleme yapılması gerekecektir.

Mahsup ile Haksız Tutuklama Tazminatı Aynı Şey midir?

Hayır. Mahsup ile koruma tedbirleri nedeniyle tazminat birbirinden farklı hukuki kurumlardır.

Mahsup, kişinin özgürlüğünün sınırlandığı sürenin mahkûmiyet cezasının infazında hesaba katılmasıdır.

Tazminat ise kanuna aykırı veya kanunda öngörülen belirli sonuçlarla sona eren koruma tedbirleri nedeniyle kişinin maddi veya manevi zararlarının giderilmesine yönelik ayrı bir hukuki yoldur.

Bir kişinin tutukluluk süresinin bir cezadan mahsup edilmesi veya edilmemesi, tazminat meselesinde önem taşıyabilecek unsurlardan biri olmakla birlikte tek başına bütün uyuşmazlığı çözmez.

Nitekim Yargıtay kararlarında daha önce mahsup edilen tutukluluk süresinin tazminat hesabına etkisinin ayrıca araştırıldığı örnekler bulunmaktadır.

Bu nedenle haksız tutuklama tazminatı ve mahsup talepleri birbirinden ayrı şartlara göre değerlendirilmelidir.

Ev Hapsinde Geçirilen Süre İçin Tazminat İstenebilir mi?

Ev hapsinin yani konutu terk etmeme tedbirinin hukuki niteliği son yıllarda önemli yargı kararlarına konu olmuştur.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22 Ekim 2025 tarihli kararında, konutu terk etmeme tedbirinin kişi özgürlüğünü ciddi şekilde sınırlandırdığı dikkate alınarak, somut olay bakımından bu tedbir nedeniyle koruma tedbirleri tazminatı talep edilebileceği yönünde değerlendirme yapılmıştır. Aynı kararda CMK 109/6'daki ev hapsinin cezadan mahsubuna ilişkin düzenleme de dikkate alınmıştır.

Ancak tazminat talebinin koşulları ile ev hapsinin cezadan mahsubu aynı değildir. Tazminat değerlendirmesi ayrı mevzuat hükümlerine, yargılama sonucuna ve somut olayın özelliklerine göre yapılmalıdır.

Beraat Halinde Mahsup mu Tazminat mı Gündeme Gelir?

Bir kişinin tutuklu kaldığı dosyadan beraat etmesi halinde iki farklı hukuki ihtimal gündeme gelebilir.

Birincisi, gerekli şartların bulunması halinde bu tutukluluk döneminin başka bir mahkûmiyet bakımından mahsup edilip edilemeyeceğidir.

İkincisi ise Ceza Muhakemesi Kanunu'ndaki şartlar mevcutsa koruma tedbirleri nedeniyle tazminat talebidir.

Bu iki imkanın kapsamı ve sonuçları farklıdır.

Özellikle aynı tutukluluk döneminin başka bir mahkûmiyetin infazında kullanılmış olması, tazminat değerlendirmesinde de dikkate alınabilmektedir. Bu nedenle beraat eden kişinin durumunda tüm ceza ve infaz dosyaları birlikte incelenmelidir.

Mahsup Zamanaşımına Tabi midir?

Mahsup, hükmedilmiş cezanın doğru infaz edilmesiyle doğrudan ilişkili bir konudur. Bu nedenle mahkûmiyet hükmünün ve infaz dosyasının mevcut durumuna göre her olayın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Özellikle uzun yıllar önceki farklı dosyalardan kaynaklanan tutukluluk sürelerinin yeni bir infaz dosyasından düşülmesi talep ediliyorsa yalnızca geçen zamana bakmak doğru değildir.

Öncelikle o sürenin hukuken mahsup edilebilir olup olmadığı, hangi dosyada kullanıldığı, suçların ve kesinleşme kararlarının tarihleri araştırılmalıdır.

Mahsup Hesabında En Sık Yapılan Hatalar

TCK 63 mahsup uygulaması ilk bakışta yalnızca gün hesabı gibi görünse de farklı dosyaların bulunduğu olaylarda önemli hatalar yapılabilir.

En sık yapılan hatalardan biri tüm cezaevinde geçirilen sürelerin aynı nitelikte kabul edilmesidir. Oysa kişinin bir dönemde tutuklu, başka bir dönemde başka dosyadan hükümlü olması mümkündür.

Diğer bir hata, geçmişteki her tutukluluk süresinin daha sonra verilen herhangi bir cezadan indirilebileceğinin düşünülmesidir.

Üçüncü önemli hata ise aynı tutukluluk döneminin birden fazla cezada tekrar tekrar kullanılabileceğinin varsayılmasıdır.

Ayrıca ev hapsinde geçirilen sürenin tamamının bire bir hapis cezasından düşüleceği düşüncesi de güncel CMK düzenlemesi karşısında doğru değildir. Konutu terk etmeme tedbiri için kanunda özel mahsup oranı öngörülmektedir.

Mahsup İçin Hangi Belgeler Önemlidir?

Bir mahsup talebinin sağlıklı değerlendirilmesi için çoğu zaman birden fazla dosyanın kayıtlarına ihtiyaç duyulur.

Özellikle gözaltına alma tarihi, tutuklama kararı, ceza infaz kurumuna giriş tarihi, tahliye tarihi, mahkûmiyet veya beraat kararı, kesinleşme şerhi ve önceki cezaların infaz bilgileri önemlidir.

Başka dosyadan mahsup talep ediliyorsa iki dosyanın yalnızca karar numaralarını bilmek yeterli olmayabilir.

Suç tarihleri ve kesinleşme tarihleri, Yargıtay'ın başka suçtan tutukluluk mahsubuna ilişkin yaklaşımı bakımından özellikle önem taşır.

Ceza Hukukunda Mahsup Örneği

Mahsup kurumunu basit bir varsayımla açıklamak mümkündür.

Bir kişi hakkında yürütülen ceza soruşturmasında gözaltı ve ardından tutuklama tedbiri uygulanmış olsun. Kişi bir süre sonra tahliye edilsin ve yargılama sonunda aynı suçtan hapis cezasına mahkûm edilsin.

Bu durumda kişinin aynı dosyada özgürlüğünden yoksun kaldığı dönem, TCK 63 şartları kapsamında hapis cezasının infazında dikkate alınacaktır.

Ancak kişinin başka bir dosyadaki eski tutukluluk dönemini kullanmak istemesi halinde hesap bu kadar basit değildir.

Bu defa ikinci suçun tarihi, önceki dosyanın kesinleşme tarihi ve eski tutukluluk döneminin daha önce kullanılıp kullanılmadığı gibi unsurlar incelenir.

Dolayısıyla her cezadan mahsup örneği kendi tarihsel kronolojisine göre değerlendirilmelidir.

TCK 63 Mahsup Konusunda Yargıtay'ın Yaklaşımı

Yargıtay kararları incelendiğinde birkaç temel ilkenin öne çıktığı görülmektedir.

Aynı dosyada gözaltı ve tutukluluk sürelerinin cezadan mahsup edilmesi gerektiği istikrarlı biçimde kabul edilmektedir. Hüküm sırasında bu konuda karar verilmemesi ise birçok kararda infaz aşamasında giderilebilecek bir husus olarak değerlendirilmiştir.

Başka suçtan tutukluluk konusunda ise suç ve kesinleşme tarihleri özel önem taşımaktadır. Ceza Genel Kurulu içtihadında, tutukluluğun bulunduğu dosyadaki karar kesinleşmeden önce başka suçun işlenmiş olmasının mahsup açısından önemli olduğu kabul edilmektedir.

Bunun yanında aynı özgürlük kısıtlamasının birden fazla cezada mükerrer biçimde kullanılması mümkün olmadığından infaz kayıtlarının incelenmesi gerekir.

Bu ilkeler nedeniyle mahsup taleplerinde yalnızca TCK 63'ün tek cümlelik düzenlemesini okumak yeterli olmayabilir; Yargıtay uygulamasının da değerlendirilmesi gerekir.

Ceza Hukukunda Mahsup Neden Önemlidir?

Mahsup, ceza adaletinin temel ilkeleriyle yakından ilişkili bir kurumdur.

Tutuklama ve gözaltı, kişiyi henüz kesinleşmiş bir hüküm olmaksızın özgürlüğünden yoksun bırakabilir. Daha sonra mahkûmiyet kararı verildiğinde bu sürenin tamamen yok sayılması, kişinin özgürlüğünün aynı ceza sürecinde gereğinden fazla sınırlandırılmasına yol açabilir.

Mahsup kurumu bu sonucu önlemeyi amaçlar.

Özellikle uzun tutukluluk sürelerinin bulunduğu ağır ceza dosyalarında mahsup işlemi kişinin gerçek infaz süresini ciddi biçimde etkileyebilir.

Bu nedenle hüküm kesinleştikten sonra infaz hesabı yapılırken gözaltı, tutukluluk ve kanunen mahsup edilebilir diğer özgürlük kısıtlamalarının eksiksiz biçimde değerlendirilmesi gerekir.

Sık Sorulan Sorular

Ceza hukukunda mahsup nedir?

Mahsup, hüküm kesinleşmeden önce kişinin şahsi özgürlüğünü sınırlayan ve kanun kapsamında dikkate alınması gereken sürelerin daha sonra hükmedilen cezadan indirilmesidir. Temel düzenleme TCK 63'te bulunmaktadır.

Tutuklu kaldığım günler cezadan düşülür mü?

Aynı ceza dosyasında tutuklu olarak geçirilen süreler, şartları mevcutsa TCK 63 kapsamında hapis cezasından mahsup edilir.

Gözaltında geçirilen bir gün de mahsup edilir mi?

Gözaltı kişinin özgürlüğünü fiilen sınırladığı için TCK 63 kapsamında değerlendirilir. Yargıtay kararlarında gözaltı sürelerinin cezadan mahsup edilmesi gerektiği kabul edilmektedir.

Başka dosyadan tutukluluk süresi cezadan düşer mi?

Belirli şartlarda mümkün olabilir. Ancak suç tarihleri, önceki dosyanın kesinleşme tarihi ve tutukluluk süresinin daha önce başka bir cezanın infazında kullanılıp kullanılmadığı incelenmelidir.

Beraat ettiğim dosyada tutuklu kaldığım süre başka cezadan düşer mi?

Yargıtay içtihatları belirli koşullar altında buna imkan tanımaktadır. Ancak beraat tek başına yeterli değildir; özellikle suç ve kesinleşme tarihleri değerlendirilmelidir.

Ev hapsi cezadan düşülür mü?

Evet. CMK'nın güncel düzenlemesine göre konutu terk etmeme tedbiri altında geçirilen süre için özel mahsup yöntemi bulunmaktadır; ev hapsinde geçirilen her iki gün cezadan bir gün olarak dikkate alınmaktadır.

Yurt dışına çıkış yasağı cezadan düşülür mü?

Adli kontrol altında geçirilen her süre otomatik olarak cezadan mahsup edilmez. CMK 109/6'da genel kural ve belirli istisnalar düzenlenmiştir.

Adli para cezasından mahsup yapılabilir mi?

Evet. TCK 63 adli para cezası bakımından da mahsup öngörmektedir. Kanunda belirlenmiş günlük karşılık üzerinden hesap yapılır.

Yabancı ülkede tutuklu kaldığım süre Türkiye'deki cezadan düşer mi?

TCK 16 kapsamında, yabancı ülkede aynı suç nedeniyle gözaltında, gözlem altında, tutuklulukta veya hükümlülükte geçirilen süre aynı suçtan Türkiye'de verilecek cezadan mahsup edilir.

Mahkeme mahsup kararı vermeyi unutursa ne olur?

Yargıtay'ın birçok kararında gözaltı ve tutukluluk sürelerinin hükümde mahsup edilmemiş olmasının infaz aşamasında dikkate alınabileceği belirtilmektedir.

Aynı tutukluluk süresi iki farklı cezadan düşülebilir mi?

Aynı günlerin iki kez kullanılması mümkün değildir. Önceki tutukluluk döneminin hangi mahkûmiyette kullanıldığı ve kullanılabilir bir süre kalıp kalmadığı incelenmelidir.

Haksız tutuklama tazminatı ile mahsup aynı şey midir?

Hayır. Mahsup cezanın infazına ilişkin bir kurumdur. Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat ise Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında ayrı koşullara bağlı bir hukuki yoldur.

Mahsup ceza miktarını mı azaltır?

Teknik olarak mahsup, cezanın belirlenmesinde kullanılan klasik indirim nedenlerinden farklıdır. Hüküm kesinleşmeden önce özgürlükten yoksun kalınan sürenin cezanın infazında hesaba katılmasını sağlar.

Ceza Hukukunda Mahsup ve TCK 63 Uygulaması

Ceza hukukunda mahsup, kişinin hüküm kesinleşmeden önce özgürlüğünden yoksun kaldığı sürelerin daha sonra hükmedilen cezanın infazında dikkate alınmasını sağlayan önemli bir hukuki kurumdur. Düzenlemenin temel dayanağı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 63. maddesidir. TCK 63, hüküm kesinleşmeden önce meydana gelen ve şahsi hürriyeti sınırlayan haller nedeniyle geçirilen sürelerin hapis cezasından indirilmesini öngörmektedir.

Mahsup denildiğinde ilk olarak tutukluluk akla gelse de kapsam yalnızca tutuklamayla sınırlı değildir. Gözaltında geçirilen süre, özgürlüğü sınırlayan bazı diğer tedbirler ve kanunda özel olarak düzenlenen adli kontrol türleri de somut olaya göre değerlendirmeye konu olabilir.

Özellikle konutu terk etmeme yani ev hapsi bakımından Ceza Muhakemesi Kanunu özel bir düzenleme yapmış ve bu tedbir altında geçirilen her iki günün cezanın mahsubunda bir gün olarak dikkate alınacağını hüküm altına almıştır.

Mahsup konusunda en fazla dikkat gerektiren alanlardan biri başka suçtan tutukluluğun mahsubudur. Bir kişinin başka dosyada tutuklu kaldığı sürenin mevcut mahkûmiyetinden düşülmesi bazı şartlarla mümkün olabilmektedir. Ancak önceki dosyanın kesinleşme tarihi, mahsup istenen suçun işlenme tarihi ve tutukluluk döneminin daha önce bir cezaya sayılıp sayılmadığı ayrıntılı biçimde araştırılmalıdır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu uygulamasında da tutuklu kalınan dosyadaki karar kesinleşmeden önce diğer suçun işlenmiş olması önemli bir ölçüt olarak kabul edilmektedir. Bu yaklaşım, önceki tutukluluğun daha sonra işlenecek suçlar bakımından sınırsız bir "ceza kredisine" dönüşmesini önlemektedir.

Aynı şekilde beraat edilen dosyadaki tutukluluk süresinin mahsup edilmesi de mümkündür; ancak beraat kararı tek başına her mahkûmiyetten otomatik mahsup yapılacağı anlamına gelmez. Dosyaların kronolojisi mutlaka incelenmelidir.

Yabancı ülkede geçirilen özgürlükten yoksun kalma dönemleri bakımından ise TCK 16 ayrıca önem taşır. Aynı suçtan dolayı yabancı ülkede gözaltı, gözlem, tutukluluk veya hükümlülükte geçirilen süre, aynı suç nedeniyle Türkiye'de verilecek cezadan mahsup edilebilir.

TCK 63 mahsup, tutukluluk süresinin cezadan düşülmesi, gözaltı süresinin mahsubu, başka suçtan tutukluluğun mahsubu, ev hapsinin cezadan düşülmesi, adli para cezasında mahsup, cezaevinde geçen sürenin mahsup edilmesi ve mahsup kararı nasıl alınır gibi konuların tamamında somut dosyanın tarihleri belirleyici olabilir.

Bu nedenle özellikle birden fazla ceza dosyası bulunan kişiler bakımından yalnızca toplam cezaevinde kalma süresine bakılarak değerlendirme yapılması doğru değildir. Hangi günlerin tutuklu, hangi günlerin hükümlü olarak geçirildiği, hangi dosyadan tahliye gerçekleştiği ve hangi sürenin daha önce infaz hesabında kullanıldığı ayrı ayrı ortaya konulmalıdır.

Mahsup işlemi sonuç itibarıyla kişinin özgürlüğünü doğrudan etkileyen bir infaz meselesidir. Bu nedenle ceza hukukunda mahsup hesabının doğru yapılması, yalnızca matematiksel gün hesabı değil, ceza hukuku, ceza muhakemesi ve infaz hukuku kurallarının birlikte değerlendirilmesini gerektirir.

Buradaki açıklamalar genel hukuki bilgilendirme amacı taşımaktadır. Özellikle farklı dosyalardan kaynaklanan tutukluluk sürelerinin mahsubunda suç, karar, kesinleşme ve infaz tarihlerindeki küçük farklılıklar dahi hukuki sonucu değiştirebildiğinden somut dosya ayrıca incelenmelidir.

İlginizi Çekebilecek Diğer Makaleler

  • Kira Alacağının Tahsili İçin Tahliye Talepli İcra
    Kira Alacağının Tahsili İçin Tahliye Talepli İcra Yargıtay Kararı metnine Elgit Hukuk Bürosu´nun web sitesinden hemen erişebilir ve merak ettiğiniz tüm hususlar için uzman avukatlarımıza danışabilirsiniz. ...
  • Taksirle Nitelikli Yaralama Suçunun Cezası
    Taksirle Nitelikli Yaralama Suçunun Cezası İçin En İyi Avukatlara ELGİT HUKUK BÜROSU aracılığı ile ulaşabilir ve en iyi bilgileri edinebilirsiniz. ...
  • Ortak Velayet Hakkı Neleri Kapsar
    Aydın´daki Elgit Hukuk Bürosu´nun web sitesinde Ortak Velayet Hakkı Neleri Kapsar ? konusunu sizler için ele aldık, hemen inceleyin. ...
Whatsapp