Aydın'daki Elgit Hukuk web sitesinde İkinci El Ayıplı Araç Satışında Satıcının Sorumluluğu Hakkında Bilgiler, hukuki anlamda bilgilendirici içerik.
İkinci el araç alım satımları, aracın yaşı, kilometresi, kullanım geçmişi, bakım durumu ve önceki hasarları nedeniyle sıfır araç satışlarından daha ayrıntılı bir inceleme gerektirir. Alıcı, belirli ölçüde kullanılmış bir araç satın aldığını bilse de bu durum satıcının araçtaki önemli arızaları, geçmiş hasarları veya aracın değerini etkileyen bilgileri saklayabileceği anlamına gelmez. Satış sırasında bildirilmeyen ve aracın kullanımını, güvenliğini ya da ekonomik değerini önemli ölçüde etkileyen eksiklikler, şartları varsa ayıplı araç satışı kapsamında değerlendirilebilir.
İkinci el ayıplı araç satışında satıcının sorumluluğu, satıcının ticari işletme olup olmamasına, alıcının aracı hangi amaçla aldığına, arızanın satıştan önce bulunup bulunmadığına, ayıbın alıcıya açıklanıp açıklanmadığına ve taraflar arasındaki sözleşmenin içeriğine göre belirlenir. Galeri veya araç ticareti yapan bir işletme ile tüketici arasında gerçekleşen satışlarda çoğunlukla 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. İki birey arasındaki satışlarda ise temel olarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun satış ve ayıptan sorumluluk hükümleri gündeme gelir.
Bu nedenle “İkinci el araç arızalandı, satıcı her durumda sorumlu mudur?” sorusuna tek bir cevap vermek mümkün değildir. Aracın teslimden sonra arızalanması, tek başına aracın satış anında ayıplı olduğunu göstermez. Arızanın olağan kullanım ve yıpranma sonucu mu oluştuğu, satış öncesinde mevcut bir sorundan mı kaynaklandığı ve satıcının araç hakkında hangi açıklamalarda bulunduğu teknik ve hukuki incelemeyle belirlenmelidir.
Bir aracın ayıplı sayılabilmesi için yalnızca herhangi bir arızasının bulunması yeterli değildir. Araçta bulunan eksikliğin sözleşmede kararlaştırılan özelliklere, satıcının açıklamalarına veya alıcının makul olarak bekleyebileceği kullanım faydasına aykırı olması gerekir.
Türk Borçlar Kanunu’na göre satıcı, araçta bulunduğunu bildirdiği özelliklerin gerçekte bulunmamasından sorumludur. Ayrıca aracın kullanım amacına göre değerini veya alıcının beklediği faydayı ortadan kaldıran ya da önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ve ekonomik ayıplardan da sorumlu olabilir. Kanunda, satıcının ayıbı bilmese dahi sorumluluğunun doğabileceği düzenlenmiştir.
Tüketici mevzuatında da sözleşmede, reklamda, ilanda veya satıcı tarafından yapılan açıklamalarda belirtilen özellikleri taşımayan; objektif olarak sahip olması gereken niteliklerden yoksun bulunan ya da tüketicinin makul olarak beklediği faydayı azaltan mallar ayıplı kabul edilmektedir.
İkinci el araçlarda ayıp olarak değerlendirilebilecek durumlara şu örnekler verilebilir:
Her somut olay kendi şartlarıyla değerlendirilir. Örneğin eski ve yüksek kilometreli bir araçta kullanım sonucunda meydana gelmesi olağan kabul edilen bazı aşınmalar ayıp sayılmayabilir. Buna karşılık aracın yaşından ve kilometresinden beklenmeyecek ölçüde ciddi bir motor hasarının satıştan önce bulunduğu ve satıcı tarafından açıklanmadığı belirlenirse gizli ayıp gündeme gelebilir.
Açık ayıp, aracın olağan bir inceleme veya makul bir kontrol sırasında görülebilecek eksiklikleridir. Kaportadaki belirgin çizikler, kırık aydınlatma grubu, çalışmayan ve kolayca fark edilen bir donanım veya araç teslimi sırasında görülebilen hasarlar açık ayıba örnek olabilir.
Gizli ayıp ise normal bir gözden geçirmeyle fark edilemeyen, genellikle kullanım başladıktan veya teknik inceleme yapıldıktan sonra ortaya çıkan eksikliktir. Motor içerisinde daha önce bulunan ciddi bir sorun, gizlenmiş şasi işlemi, değiştirilmiş kilometre bilgisi veya yalnızca kapsamlı cihaz kontrolüyle anlaşılabilen elektronik arıza bu kapsamda değerlendirilebilir.
Türk Borçlar Kanunu’nda alıcının, aracı olağan akış içerisinde imkân bulur bulmaz incelemesi ve satıcının sorumluluğunu gerektirecek bir ayıp görürse uygun sürede bildirim yapması öngörülmüştür. Olağan incelemeyle bulunamayacak gizli ayıp sonradan anlaşılırsa ayıbın satıcıya hemen bildirilmesi gerekir. Ağır kusurlu satıcı ise ayıbın süresinde bildirilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kurtulamaz. Satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmeleri gereken ayıplar bakımından da benzer düzenleme bulunmaktadır.
Bu nedenle özellikle bireysel satıcıdan alınan araçlarda ayıp fark edildiğinde uzun süre beklenmemesi önemlidir. Bildirim, ileride ispatlanabilecek yazılı bir yöntemle yapılmalıdır.
Satıcının “Ben de bu arızayı bilmiyordum” demesi, her durumda sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Türk Borçlar Kanunu’nun ayıptan sorumluluk düzenlemesinde satıcının, ayıbın varlığını bilmese bile belirli şartlarla sorumlu olabileceği açıkça belirtilmiştir.
Ancak satıcının ayıbı bilip bilmemesi bazı hukuki sonuçlar bakımından önem taşır. Satıcı ayıbı bilerek gizlemiş, yanıltıcı açıklamada bulunmuş veya aracın gerçek durumunun anlaşılmasını engellemişse ağır kusur ya da hile değerlendirmesi yapılabilir. Böyle bir durumda sorumluluğu kaldıran sözleşme hükümleri geçersiz olabilir ve satıcı bazı süre veya bildirim savunmalarından yararlanamayabilir.
Satıcının sıradan bir birey olması ile araç alım satımını meslek olarak yapan işletme olması arasında da fark vardır. Mesleki satıcıdan, sattığı araç hakkında bireysel satıcıya göre daha yüksek bilgi ve özen beklenebilir. Türk Borçlar Kanunu, satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmeleri gereken ayıplar konusunda ayıp bildiriminin süresinde yapılmadığı savunmasına sınırlama getirmektedir.
Aracı satan taraf ticari veya mesleki amaçla hareket eden bir galeri, bayi ya da araç ticareti işletmesi; aracı alan kişi ise ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden bir tüketiciyse işlem, genel olarak tüketici işlemi niteliği taşır.
Bu durumda satıcı, aracı satış sözleşmesine uygun biçimde teslim etmekle yükümlüdür. Araçta sözleşmeye aykırı bir eksiklik bulunması hâlinde tüketici, kanunda tanınan seçimlik haklardan yararlanabilir. Teslimden itibaren altı ay içinde ortaya çıkan ayıpların teslim tarihinde bulunduğu kabul edilir; bu dönemde malın ayıplı olmadığını ispatlama yükü, ayıbın veya malın niteliğiyle bağdaşmayan durumlar dışında satıcıya aittir.
Altı aylık sürenin geçmesi, satıcının sorumluluğunun otomatik olarak sona erdiği anlamına gelmez. Bu sürenin temel etkisi ispat yüküyle ilgilidir. Daha sonra ortaya çıkan arızalarda alıcının, ayıbın veya ayıbın temel nedeninin teslim tarihinde mevcut olduğunu teknik raporlar ve diğer delillerle göstermesi gerekebilir.
Ticaret Bakanlığının tüketici bilgilendirmelerinde de profesyonel satıcıdan satın alınan ikinci el aracın ayıplı olması hâlinde 6502 sayılı Kanun’daki hakların kullanılabileceği belirtilmektedir.
Bir kişinin kendi aracını başka bir kişiye satması, satıcının ticari veya mesleki amaçla hareket etmediği durumlarda genellikle tüketici işlemi sayılmaz. Böyle bir uyuşmazlıkta Türk Borçlar Kanunu’nun ayıptan sorumluluk hükümleri uygulanır.
Kanuna göre satıcı, aracın satış sırasında vaat edilen niteliklere sahip olmamasından ve kullanım değerini önemli ölçüde azaltan maddi, ekonomik veya hukuki ayıplardan sorumlu olabilir. Ancak alıcının satış yapılırken bildiği ayıplardan satıcı sorumlu değildir. Alıcının yeterli bir incelemeyle görebileceği ayıplarda da satıcının sorumluluğu, kural olarak bu ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmiş olmasına bağlıdır.
Örneğin satıcı, aracın belirli bir kaporta parçasının boyalı olduğunu açıkça bildirmiş ve bu durum satış belgesine yazılmışsa alıcı daha sonra yalnızca açıklanan boya işlemi nedeniyle ayıp iddiasında bulunamayabilir. Ancak aynı araçta bildirilmemiş ağır şasi hasarı veya motor sorunu bulunması hâlinde, açıklanan küçük boya işlemi diğer gizli ayıplar bakımından satıcıyı sorumluluktan kurtarmaz.
İkinci el araç satış sözleşmelerinde “Araç mevcut hâliyle alınmıştır”, “Alıcı aracı görerek kabul etmiştir” veya “Satıcı hiçbir arızadan sorumlu değildir” şeklinde ifadelerle karşılaşılabilir. Bu tür kayıtlar her olayda satıcının bütün sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Alıcının bildiği ve kabul ettiği açık kusurlar bakımından bu ifadeler satıcı lehine değerlendirilebilir. Ancak satıcı ayıbı bilerek gizlemişse, yanlış bilgi vermişse veya aracı ayıplı biçimde devretmekte ağır kusurluysa sorumluluğu kaldıran ya da sınırlayan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.
Tüketici işlemlerinde ise tüketicinin kanundan doğan haklarını ortadan kaldıran standart kayıtlar ayrıca tüketici hukuku kuralları çerçevesinde incelenir. Satış sözleşmesinde genel bir sorumsuzluk cümlesinin bulunması, profesyonel satıcının açıklamadığı gizli ayıplar bakımından otomatik koruma sağlamaz.
İkinci el araç satın almadan önce ekspertiz yaptırılması, taraflar açısından önemli bir tedbirdir. Ancak ekspertiz raporunun bulunması, satıcının sorumluluğunu her durumda sona erdirmez.
Ekspertiz raporunda açıkça gösterilen ve alıcıya bildirilen hususlar bakımından alıcının ayıbı bildiği kabul edilebilir. Buna karşılık raporun kapsamı dışında kalan, kullanılan yöntemle tespit edilmesi mümkün olmayan veya satıcının gizlediği eksiklikler sonradan ortaya çıkabilir.
Değerlendirme yapılırken şu konular önem taşır:
Aydın'daki Elgit Hukuk web sitesinde İkinci El Ayıplı Araç Satışında Satıcının Sorumluluğu Hakkında Bilgiler, hukuki anlamda bilgilendirici içerik.