MENÜ

Kamu Davası Nedir31.8.2026

Sizler için bugün web sitemizde yayınlanan bu içerik ile Kamu Davası Nedir? Aydın'daki Ceza Hukuku Uzmanı Avukatlık Ofisi Bilgilendiriyor. 

Kamu Davası Nedir? Kamu Davası Nasıl Açılır, Süreç Nasıl İşler?

Ceza hukukuyla ilgili bir soruşturma veya yargılama gündeme geldiğinde en sık karşılaşılan kavramlardan biri kamu davasıdır. Haberlerde, adliye süreçlerinde, savcılık kararlarında veya mahkeme evraklarında “kamu davası açıldı”, “kamu davasının açılmasına yeterli şüphe bulundu”, “kamu davası düştü” ya da “kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildi” gibi ifadelerle karşılaşmak mümkündür. Ancak bu kavramın hukuki anlamı günlük kullanımından daha kapsamlıdır.

Kamu davası nedir? sorusuna en genel ifadeyle; bir suç işlendiğine ilişkin soruşturmanın ardından gerekli hukuki koşulların oluşması durumunda, Cumhuriyet savcısı tarafından hazırlanan iddianamenin mahkemece kabul edilmesiyle başlayan ceza yargılaması süreci şeklinde cevap verilebilir.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170. maddesine göre kamu davasını açma görevi Cumhuriyet savcısına aittir. Soruşturma sonunda elde edilen deliller suçun işlendiği konusunda yeterli şüphe oluşturuyorsa Cumhuriyet savcısı iddianame düzenler. Kanunun 175. maddesine göre ise iddianamenin mahkeme tarafından kabul edilmesiyle kamu davası açılmış ve kovuşturma evresi başlamış olur.

Bu nedenle halk arasında zaman zaman kullanılan “şikâyetçi dava açtı” ifadesi ceza muhakemesi bakımından her zaman teknik olarak doğru değildir. Mağdur veya suçtan zarar gören kişi şikâyette veya ihbarda bulunabilir; ancak kamu davasını açan makam Cumhuriyet savcılığıdır ve dava, iddianamenin yetkili mahkeme tarafından kabul edilmesiyle açılmış olur.

Kamu Davası Ne Demektir?

Kamu davası, ceza kanunlarında suç olarak düzenlenen bir fiilin işlendiği iddiasının bağımsız bir mahkeme önünde değerlendirilmesini sağlayan ceza yargılamasıdır.

Buradaki “kamu” ifadesinin temel nedeni, suç teşkil eden bir davranışın yalnızca doğrudan mağduru ilgilendiren özel bir uyuşmazlık olarak görülmemesidir. Suçların önemli bir bölümü aynı zamanda toplum düzenini ve hukuk düzenini ilgilendirdiğinden, devlet ceza soruşturması ve kovuşturması sürecinde aktif rol üstlenir.

Bir kişinin başka bir kişiyle hukuki uyuşmazlığı bulunduğunda açılan alacak, tazminat, boşanma veya tapu davasıyla ceza hukukundaki kamu davası aynı değildir.

Özel hukuk davalarında genellikle uyuşmazlığın taraflarından biri diğerine karşı mahkemeye başvurur. Ceza yargılamasında ise suç şüphesinin soruşturulması ve yeterli hukuki koşullar oluştuğunda iddianame düzenlenmesi Cumhuriyet savcısının görev alanındadır.

Bu nedenle kamu davası ile hukuk davası arasındaki fark önemlidir. Aynı olay bazı durumlarda hem ceza hukuku hem de özel hukuk açısından sonuç doğurabilir. Örneğin ceza soruşturmasına konu olan bir olay nedeniyle şartları varsa ayrıca maddi veya manevi tazminat talepleri gündeme gelebilir. Ancak bunlar birbirinden farklı hukuki süreçlerdir.

Kamu Davasını Kim Açar?

“Kamu davasını kim açar?” sorusunun cevabı Ceza Muhakemesi Kanunu’nda açıkça düzenlenmiştir.

CMK’nın 170. maddesinde “Kamu davasını açma görevi, Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirilir” hükmü bulunmaktadır. Soruşturma sonunda toplanan deliller suçun işlendiği konusunda yeterli şüphe oluşturuyorsa savcı iddianame düzenler.

Bununla birlikte Cumhuriyet savcısının iddianame düzenlemesi tek başına kamu davasının açıldığı anlamına gelmez.

İddianame görevli ve yetkili mahkemeye gönderilir. Mahkeme, kanundaki koşullara göre iddianameyi değerlendirir. İddianamenin kabul edilmesiyle kamu davası açılır ve kovuşturma evresi başlar.

Dolayısıyla süreç genel olarak suç şüphesinin öğrenilmesi, soruşturma yapılması, delillerin değerlendirilmesi, yeterli şüphe bulunması halinde iddianame hazırlanması ve iddianamenin mahkeme tarafından kabul edilmesi şeklinde ilerler.

Kamu Davası Nasıl Açılır?

Kamu davası nasıl açılır? sorusunu doğru anlamak için ceza muhakemesinin soruşturma ve kovuşturma olmak üzere iki temel aşamasını birbirinden ayırmak gerekir.

Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre soruşturma, yetkili mercilerin suç şüphesini öğrenmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evredir. Kovuşturma ise iddianamenin kabul edilmesiyle başlayan yargılama sürecidir.

Bir suç işlendiğine ilişkin ihbar, şikâyet, kolluk tespiti veya başka bir yolla bilgi edinildiğinde Cumhuriyet savcılığı tarafından soruşturma başlatılabilir.

Savcılık olayın özelliklerine göre mağdurun, şikâyetçinin, şüphelinin veya tanıkların ifadelerini alabilir; kamera görüntülerini, belgeleri, iletişim veya elektronik verileri inceletebilir; bilirkişi raporu alabilir ve kanunun izin verdiği diğer soruşturma işlemlerini gerçekleştirebilir.

Amaç yalnızca şüpheli aleyhine delil toplamak değildir. Soruşturma, maddi gerçeğe ulaşılması ve adil bir değerlendirme yapılması amacıyla yürütülür.

Soruşturma tamamlandığında Cumhuriyet savcısı dosyadaki delilleri değerlendirir.

Eğer elde edilen deliller kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturuyorsa iddianame düzenlenir.

İddianamede isnat edilen suç, olayların anlatımı, deliller, şüpheli ve mağdur bilgileri ile uygulanması talep edilen kanun hükümleri gibi unsurlar bulunur.

Dosyanın gönderildiği mahkeme iddianameyi değerlendirir. İddianame kabul edilirse kamu davası açılmış olur.

Kamu Davasının Açılması İçin Kesin Delil Gerekir mi?

Kamuoyunda sık karşılaşılan yanlış düşüncelerden biri, kamu davası açılması için suçun kesin biçimde ispatlanmış olması gerektiğidir.

Oysa soruşturma aşaması ile mahkûmiyet kararı için gereken değerlendirme aynı değildir.

CMK’nın 170. maddesine göre iddianame düzenlenmesi açısından ölçüt, soruşturma sonunda toplanan delillerin suçun işlendiği konusunda yeterli şüphe oluşturmasıdır.

Bir başka ifadeyle iddianame hazırlanması, şüphelinin suçlu olduğunun kesinleştiği anlamına gelmez.

Kamu davasının açılması üzerine kişi “sanık” sıfatını alır ve yargılama yapılır. Mahkeme delilleri duruşmada değerlendirir; savunmayı, iddia makamını ve gerektiğinde mağdur veya katılan tarafı dinler.

Ceza yargılamasında sanığın suçluluğu hukuken kesinleşmiş bir hükümle ortaya konulana kadar masumiyet karinesi geçerlidir.

Dolayısıyla hakkında kamu davası açılması kişinin kesin olarak suçlu olduğu anlamına gelmez.

Şüpheli ile Sanık Arasındaki Fark Nedir?

Kamu davasını anlamak açısından şüpheli ve sanık arasındaki fark da önemlidir.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun tanımlarına göre soruşturma aşamasında suç şüphesi altında bulunan kişi “şüpheli” olarak adlandırılır.

İddianamenin kabulüyle kovuşturma başladığında ise suç şüphesi altında bulunan kişi “sanık” sıfatını kazanır.

Bu nedenle savcılık soruşturmasındaki kişinin hukuki sıfatı ile ceza mahkemesindeki kişinin sıfatı aynı değildir.

Soruşturma aşamasında “şüpheli”, kamu davası açıldıktan sonra “sanık” kavramı kullanılır.

Cumhuriyet Savcısı Kamu Davası Açmak Zorunda mı?

Cumhuriyet savcısı bir şikâyet veya ihbar geldiği her durumda otomatik olarak kamu davası açmaz.

Savcılığın öncelikle olayla ilgili soruşturma yürütmesi ve mevcut delilleri değerlendirmesi gerekir.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 172. maddesine göre soruşturma sonunda kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması durumunda Cumhuriyet savcısı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verebilir.

Bu karar halk arasında sıklıkla “takipsizlik kararı” olarak adlandırılmaktadır.

Dolayısıyla herhangi bir kişi hakkında şikâyette bulunulması, mutlaka ceza davası açılacağı anlamına gelmez.

Savcılık dosyadaki delillere ve hukuki şartlara göre karar verir.

Takipsizlik Kararı Nedir?

Uygulamada “takipsizlik” olarak bilinen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, soruşturmanın kamu davası açılmadan sonuçlanmasına neden olabilecek kararlardan biridir.

CMK 172 kapsamında Cumhuriyet savcısı soruşturma sonunda yeterli şüphe oluşturacak delil bulunmadığı veya kovuşturma olanağının bulunmadığı sonucuna ulaşırsa kovuşturmaya yer olmadığına karar verebilir.

Bu durumda iddianame hazırlanmaz ve ilgili soruşturma bakımından kamu davası açılmaz.

Ancak kanunda suçtan zarar gören kişiye bu karara karşı başvuru imkânı tanınmıştır.

Takipsizlik Kararına İtiraz Edilebilir mi?

Evet. Kanundaki şartları taşıyan kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz mümkündür.

Güncel CMK 173. maddeye göre suçtan zarar gören kişi, kovuşturmaya yer olmadığı kararının kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde, kanunda belirtilen sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. İtiraz dilekçesinde kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olayların ve delillerin belirtilmesi gerekir.

Sulh ceza hâkimliği gerekli değerlendirmeyi gerçekleştirir. Kanundaki şartlar oluştuğunda soruşturmanın genişletilmesi istenebilir veya itiraz hakkında karar verilebilir.

Somut dosyada sürelerin hesaplanması, tebliğin geçerliliği ve başvuru merciinin belirlenmesi hukuki sonuç doğurabileceğinden, kişisel bir dosyada güncel mevzuat ve dosya belgeleri birlikte değerlendirilmelidir.

İddianame Nedir?

İddianame, kamu davasının açılması sürecindeki en önemli belgelerden biridir.

Adalet Bakanlığı Hukuk Sözlüğü iddianameyi, ceza soruşturmasının kamu davası açılması için yeterli düzeye eriştiğinin değerlendirilmesi üzerine savcının dava açma iradesini ortaya koyan yazılı belge olarak açıklamaktadır.

CMK 170’e göre iddianamede şüphelinin kimliği, isnat edilen suç, uygulanması gereken kanun maddeleri, suçun işlendiği yer ve zaman, suçun delilleri ve diğer kanuni bilgiler yer alır.

Ayrıca olayların mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanması gerekir. İddianamede yalnızca şüphelinin aleyhine değil, lehine olan hususların da değerlendirilmesi öngörülmektedir.

Bu nedenle iddianame, ceza yargılamasında sanığın hangi olay ve suçlamalar nedeniyle yargılanacağını anlaması bakımından büyük önem taşır.

İddianame Hazırlanınca Kamu Davası Açılmış Sayılır mı?

Hayır. Bu ayrım özellikle önemlidir.

Cumhuriyet savcısının iddianame düzenlemesiyle dosya mahkemeye gönderilir ancak kamu davasının açılması için mahkemenin iddianameyi kabul etmesi gerekir.

CMK 175 açık biçimde iddianamenin kabulüyle kamu davasının açılacağını ve kovuşturma evresinin başlayacağını düzenlemektedir.

Dolayısıyla:

Savcılık soruşturması devam ederken henüz kamu davası bulunmayabilir.

Savcı iddianame hazırladığında dava açılma süreci mahkeme aşamasına taşınmış olur.

Mahkeme iddianameyi kabul ettiğinde ise teknik anlamda kamu davası açılmış olur.

Mahkeme İddianameyi İade Edebilir mi?

Ceza Muhakemesi Kanunu, belirli eksiklik veya aykırılıklar bulunması durumunda iddianamenin iadesi kurumunu düzenlemiştir.

Örneğin iddianamenin CMK 170’teki şartlara aykırı biçimde hazırlanması veya kanunda belirtilen bazı soruşturma işlemlerinin eksik bırakılması durumunda mahkeme iddianameyi Cumhuriyet Başsavcılığına iade edebilir.

CMK 174’te iddianamenin iade nedenleri ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir.

İade kararı verilmesi, sanığın suçlu veya suçsuz olduğuna ilişkin nihai bir karar değildir. Esasen soruşturmanın ve iddianamenin kanunda öngörülen şartlara uygun biçimde tamamlanmasına yönelik usuli bir mekanizmadır.

Şikâyet ile Kamu Davası Aynı Şey midir?

Hayır. Şikâyet ve kamu davası birbirinden farklı kavramlardır.

Şikâyet, suçtan zarar gören veya kanunda şikâyet hakkı tanınan kişinin yetkili makamlara başvurarak ilgili fiil hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını istemesidir.

Kamu davası ise soruşturma sonrasında Cumhuriyet savcısının hazırladığı iddianamenin mahkeme tarafından kabul edilmesiyle başlayan ceza yargılamasıdır.

Her kamu davasının başlangıcında mutlaka mağdurun şikâyeti bulunması gerekmez.

Çünkü ceza hukukunda bazı suçlar şikâyete bağlı, bazı suçlar ise re’sen soruşturulan suçlar niteliğindedir.

Re’sen soruşturulan suçlarda yetkili makamların suç şüphesini öğrenmesi soruşturmanın başlatılması açısından yeterli olabilir.

Şikâyete bağlı suçlarda ise kanunun aradığı şikâyet şartının gerçekleşmesi gerekir.

Şikâyete Bağlı Suç Nedir?

Şikâyete bağlı suçlar, kanunun soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi için yetkili kişinin şikâyetini aradığı suçlardır.

Türk Ceza Kanunu’nun 73. maddesine göre, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı bir suçta yetkili kişinin genel kural olarak altı ay içerisinde şikâyette bulunmaması durumunda soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. Süre, zamanaşımı süresi aşılmamak koşuluyla kişinin fiili ve faili bildiği veya öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlar.

Kanunda belirli suçlar açısından özel düzenlemeler bulunabileceği için her olayda ilgili suç tipinin ayrıca incelenmesi gerekir.

Örneğin 2024 yılında yapılan düzenlemeyle şikâyete bağlı hakaret suçu açısından genel sürenin yanında fiilin gerçekleştiği tarihten başlayan ayrıca bir üst süre sınırı getirilmiştir. Bu nedenle şikâyet süresi konusu somut suç tipine göre değerlendirilmelidir.

Re’sen Takip Edilen Suçlarda Şikâyet Gerekir mi?

Re’sen soruşturulan suçlarda mağdurun mutlaka şikâyetçi olması gerekmez.

Cumhuriyet savcılığı bir suç işlendiği izlenimini veren durumu öğrendiğinde kanunda öngörülen koşullar çerçevesinde soruşturma yürütebilir. Adalet Bakanlığı da CMK 160 kapsamında suç işlendiği izlenimini veren bir durum ortaya çıktığında Cumhuriyet savcısının maddi gerçeğin araştırılması ve kamu davasının açılıp açılmayacağının belirlenmesi amacıyla soruşturmaya başlaması gerektiğini açıklamaktadır.

Bu nedenle “mağdur şikâyetçi olmadıysa hiçbir şekilde dava açılamaz” şeklindeki düşünce doğru değildir.

Belirleyici olan, ilgili suçun kanun tarafından şikâyete bağlı tutulup tutulmadığıdır.

Şikâyetten Vazgeçme Kamu Davasını Düşürür mü?

Şikâyetten vazgeçme kamu davasını düşürür mü? sorusu ceza hukukunda en çok merak edilen konulardan biridir.

Bu soruya bütün suçlar açısından tek bir “evet” veya “hayır” cevabı verilemez.

Türk Ceza Kanunu’nun 73. maddesine göre kovuşturulması şikâyete bağlı suçlarda, kanunda aksi belirtilmediği sürece suçtan zarar gören kişinin şikâyetten vazgeçmesi davanın düşmesine yol açabilir. Ayrıca kanun, vazgeçmenin sanık bakımından etkisine ilişkin özel hükümler de içerir.

Ancak suç şikâyete bağlı değilse mağdurun “şikâyetimi geri çekiyorum” demesi tek başına kamu davasını sona erdirmez.

Bu ayrım çok önemlidir.

Örneğin re’sen soruşturulan bir suçta mağdur ile sanığın sonradan anlaşması veya mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi, kanunen kamu davasının otomatik şekilde ortadan kalktığı anlamına gelmez.

Mahkeme yargılamayı ilgili ceza ve ceza muhakemesi hükümlerine göre sürdürür.

Kamu Davası Geri Çekilebilir mi?

Günlük dilde sıkça “kamu davasını geri çekmek” ifadesi kullanılmaktadır. Ancak kamu davası, mağdurun kendi adına açtığı özel bir hukuk davası değildir.

Bu nedenle mağdurun tek taraflı olarak “davayı geri aldım” demesi her durumda yargılamanın sona ermesini sağlamaz.

Sonuç, suçun niteliğine bağlıdır.

Suç şikâyete bağlıysa şikâyetten vazgeçmenin kanundaki koşullarının gerçekleşmesi davanın düşmesi sonucunu doğurabilir.

Suç re’sen takip ediliyorsa mağdurun vazgeçme beyanı kamu davasını tek başına sona erdirmez.

Dolayısıyla kamu davasının geri çekilmesi şeklindeki ifade yerine, somut olayda “şikâyetten vazgeçmenin hukuki sonucu”nun araştırılması daha doğru olacaktır.

Kamu Davasına Kimler Katılabilir?

Kamu davasının Cumhuriyet savcısı tarafından yürütülmesi, mağdur veya suçtan zarar gören kişinin yargılama içerisinde hiçbir hakkı bulunmadığı anlamına gelmez.

CMK 237’ye göre mağdur, suçtan zarar gören gerçek veya tüzel kişiler ve kanunda belirtilen diğer kişiler, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma aşamasında hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katılma talebinde bulunabilirler.

Mahkemenin katılma talebini kabul etmesi halinde ilgili kişi “katılan” sıfatını kazanabilir.

Kamu davasına katılma, özellikle delil taleplerinin ileri sürülmesi, yargılamanın takip edilmesi ve kanunun tanıdığı bazı kanun yollarının kullanılması bakımından önem taşıyabilir.

Ancak her suçtan dolaylı olarak etkilenen kişinin otomatik biçimde davaya katılma hakkı bulunduğu söylenemez. Katılma hakkı ve suçtan zarar görme ilişkisi somut dosyaya göre değerlendirilir.

Müşteki, Mağdur ve Katılan Arasındaki Fark Nedir?

Ceza dosyalarında müşteki, mağdur, suçtan zarar gören ve katılan ifadeleri birbirine karıştırılabilmektedir.

Mağdur, suçun hukuken korunan değerine doğrudan yönelen fiilden etkilenen kişidir.

Müşteki veya şikâyetçi, suçla ilgili olarak şikâyet hakkını kullanan kişiyi ifade eder.

Katılan ise kamu davası açıldıktan sonra mahkemeye davaya katılmak istediğini bildirip katılma talebi kabul edilen kişidir.

Bir kişinin aynı dosyada hem mağdur hem şikâyetçi hem de katılan sıfatına sahip olması mümkündür. Ancak kavramların hukuki işlevleri birbirinden farklıdır.

Kamu Davasında Cumhuriyet Savcısının Rolü Nedir?

Cumhuriyet savcısı ceza adalet sisteminde yalnızca “sanığın cezalandırılmasını isteyen taraf” şeklinde değerlendirilmemelidir.

CMK 170 kapsamında iddianamede şüphelinin yalnızca aleyhine değil, lehine olan hususların da ileri sürülmesi gerekmektedir.

Cumhuriyet savcısı soruşturma sırasında maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına yönelik işlemleri yürütür. Kovuşturma aşamasında ise iddia makamını temsil eder.

Yargılama sırasında ortaya çıkan deliller soruşturma aşamasındaki değerlendirmeden farklı bir sonuç ortaya çıkarabilir.

Nitekim Adalet Bakanlığının eğitim materyallerinde de iddianamenin savcının isnada ilişkin görüşünü ortaya koyduğu, ancak bu görüşün mahkemeyi bağlamadığı ve savcının duruşmada ortaya çıkan delillere göre esas hakkındaki görüşünü değiştirebileceği belirtilmektedir.

Nihai kararı bağımsız mahkeme verir.

Kamu Davası Açıldıktan Sonra Ne Olur?

Kamu davası açıldıktan sonra dosya artık kovuşturma aşamasındadır.

Mahkeme iddianameyi kabul ettikten sonra duruşma hazırlığı yapar ve duruşma gününü belirler. CMK 175 bu süreci açıkça düzenlemektedir.

Yargılama sırasında sanığın savunması alınabilir, müşteki veya mağdur dinlenebilir, tanıklar dinlenebilir, bilirkişi raporları incelenebilir, kamera görüntüleri veya belgeler değerlendirilebilir ve tarafların delil talepleri hakkında karar verilebilir.

Mahkeme, yalnızca soruşturma dosyasındaki başlangıç değerlendirmesine göre hüküm kurmaz. Delillerin yargılama sürecinde hukuka uygun biçimde değerlendirilmesi gerekir.

Yargılama sonunda olayın özelliklerine göre mahkûmiyet, beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, güvenlik tedbiri veya davanın düşmesi gibi kanunda düzenlenen farklı karar türleri gündeme gelebilir.

Kamu Davası Açılması Mahkûmiyet Anlamına Gelir mi?

Hayır.

Kamu davası açılması, sanığın suçlu bulunduğu anlamına gelmez.

Davanın açılması için soruşturma aşamasında yeterli şüphe değerlendirmesi yapılırken, mahkûmiyet hükmü kurulması ayrı bir yargısal değerlendirmeyi gerektirir.

Sanığın savunma hakkı bulunmaktadır ve ceza yargılamasında masumiyet karinesi geçerlidir.

Mahkeme tüm delilleri değerlendirerek karar verir.

Bu nedenle yalnızca bir kişinin hakkında kamu davası bulunduğunu söyleyerek o kişinin suç işlediğini kesin bir olgu olarak kabul etmek hukuken doğru bir yaklaşım değildir.

Kamu Davası Sicile İşler mi?

Kamu davası sicile işler mi? sorusu da sıkça araştırılmaktadır.

Bir kişinin yalnızca hakkında soruşturma yürütülmesi veya kamu davası açılması, tek başına “mahkûmiyet sabıka kaydı” anlamına gelmez.

Adlî Sicil Kanunu kapsamında genel esas, Türk mahkemelerince verilmiş ve kesinleşmiş mahkûmiyet hükümlerinin adlî sicile kaydedilmesidir. Adalet Bakanlığının Adlî Sicil Yönetmeliği de kesinleşmiş mahkûmiyet hükümlerinin adli sicile kaydedildiğini belirtmektedir.

Bununla birlikte kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve bazı özel karar türleri için genel sabıka kaydından farklı kayıt ve erişim kuralları bulunmaktadır. Adlî Sicil Kanunu’nun 6. maddesinde kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararların belirli amaçlarla ayrı şekilde kaydedilmesine ilişkin düzenleme vardır.

Dolayısıyla “dava açıldıysa doğrudan sabıkaya işlendi” biçimindeki genelleme doğru değildir.

Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi Nedir?

Ceza hukukunda kamu davasının açılmasının ertelenmesi, kamu davasının açılmasından farklı bir kurumdur.

CMK 171’de belirli şartlar altında Cumhuriyet savcısının yeterli şüphe bulunmasına rağmen kamu davasının açılmasını belirli süreyle ertelemesine ilişkin düzenleme bulunmaktadır.

Güncel düzenlemede, uzlaştırma ve önödeme kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere kanunda belirtilen ceza sınırı ve diğer şartları karşılayan bazı suçlarda kamu davasının açılması beş yıl süreyle ertelenebilir. Bunun için yalnızca suçun ceza sınırının uygun olması yeterli değildir; maddede ayrıca çeşitli şartlar düzenlenmiştir.

Bu nedenle “cezası belirli sınırın altındaki her suçta kamu davası ertelenir” şeklinde bir çıkarım doğru değildir.

Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının şartları, istisnaları ve sonuçları somut olay bakımından ayrıca incelenmelidir.

Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi ile HAGB Aynı Şey mi?

Hayır.

Kamu davasının açılmasının ertelenmesi ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması farklı hukuki kurumlardır.

Kamu davasının açılmasının ertelenmesi soruşturma aşamasında gündeme gelir. Henüz iddianamenin kabul edilmesiyle kamu davası açılmamıştır.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması ise mahkeme önündeki ceza yargılamasının ilerleyen aşamalarında değerlendirilebilen farklı bir kurumdur ve koşulları ayrıca düzenlenmiştir.

Dolayısıyla bu iki kavramın birbirinin yerine kullanılması doğru değildir.

Kamu Davası Düşer mi?

Belirli hukuki sebeplerin ortaya çıkması halinde kamu davasının düşmesi mümkündür.

Düşme kararı ile beraat kararı aynı şey değildir.

Beraat kararında mahkeme suç isnadının esasına ilişkin değerlendirme sonucunda kanunda belirtilen beraat nedenlerinden birine dayanır.

Düşme kararında ise dava zamanaşımı, şikâyet şartının ortadan kalkması veya kanunun öngördüğü başka bir düşme nedeni nedeniyle yargılamanın devam ettirilememesi söz konusu olabilir.

Örneğin şikâyete bağlı bir suçta TCK 73’teki şartlara uygun bir şikâyetten vazgeçme bazı durumlarda kamu davasının düşmesi sonucunu doğurabilir.

Ancak bir kamu davasının düşüp düşmeyeceği, suç tipi ve dosyanın özellikleri incelenmeden kesin biçimde söylenemez.

Kamu Davası Ne Kadar Sürer?

Kamu davası ne kadar sürer? sorusunun bütün ceza davaları açısından geçerli tek bir cevabı bulunmamaktadır.

Davanın süresi; isnat edilen suçun türüne, sanık ve mağdur sayısına, tanıkların durumuna, bilirkişi incelemelerine, dijital delillere, başka şehirlerden veya kurumlardan belge istenmesine, duruşmaların yoğunluğuna ve dosyanın kanun yollarına taşınıp taşınmamasına göre değişebilir.

Bazı ceza dosyaları sınırlı sayıda delille sonuçlanabilirken çok sanıklı veya kapsamlı bilirkişi incelemesi gerektiren dosyalar daha uzun sürebilir.

Bu nedenle yalnızca suçun adına bakılarak kesin bir yargılama süresi vermek doğru değildir.

Ayrıca ilk derece mahkemesinin hüküm vermesi ile kararın kesinleşmesi de aynı şey değildir. Kararın niteliğine ve kanuni koşullara göre istinaf veya temyiz gibi kanun yollarının gündeme gelmesi mümkündür.

Kamu Davası Hangi Mahkemede Görülür?

Kamu davasının hangi mahkemede görüleceği, isnat edilen suçun niteliğine ve kanundaki görev kurallarına göre belirlenir.

Ceza yargılamasında asliye ceza mahkemeleri, ağır ceza mahkemeleri ve özel kanunlarda görev verilen diğer mahkemeler bulunabilir.

Her suç ağır ceza mahkemesinde görülmez.

Aynı şekilde her ceza davası asliye ceza mahkemesinin görev alanında değildir.

Görevli mahkeme belirlenirken isnat edilen suç ve ilgili kanun hükümleri esas alınır. Yer bakımından yetki ise olayın özellikleri ve CMK’daki yetki kurallarına göre değerlendirilir.

İddianame de görevli ve yetkili mahkemeye hitaben hazırlanır.

Kamu Davasında Avukat Zorunlu mudur?

Ceza muhakemesinde bazı hallerde müdafi görevlendirilmesi kanunen zorunludur; bazı durumlarda ise kişi kendi seçtiği avukat aracılığıyla savunmasını gerçekleştirebilir.

Avukatın rolü yalnızca duruşmaya katılmak değildir.

Soruşturma dosyasının incelenmesi, ifade işlemleri, delil talepleri, tutuklama veya adli kontrol süreçleri, itirazlar, esas hakkındaki savunma ve kanun yolu başvuruları gibi pek çok konuda hukuki yardım gündeme gelebilir.

Mağdur veya suçtan zarar gören bakımından da vekil aracılığıyla sürecin takip edilmesi mümkündür. Ayrıca kanunun belirlediği bazı durumlarda mağdura veya suçtan zarar görene avukat görevlendirilmesine ilişkin hükümler bulunmaktadır.

Her dosyanın hukuki durumu farklı olduğundan avukat zorunluluğu ve hukuki yardım hakkı somut olay bakımından değerlendirilmelidir.

İhbar ile Şikâyet Arasındaki Fark Nedir?

İhbar, yetkili makamlara suç işlendiğine ilişkin bilgi verilmesini ifade eder.

Şikâyet ise özellikle şikâyete bağlı suçlarda, şikâyet hakkına sahip kişinin suçun soruşturulmasını ve kovuşturulmasını istemesine ilişkin hukuki iradesidir.

Bu nedenle her ihbar yapan kişi mağdur veya şikâyetçi olmak zorunda değildir.

Örneğin bir suçun işlendiğini gören üçüncü kişi durumu yetkili makamlara bildirebilir.

Şikâyet hakkı ise ilgili suçtan ve kanundaki düzenlemeden kaynaklanır.

Bu ayrım özellikle şikâyet süresi ve şikâyetten vazgeçmenin etkileri bakımından önem taşır.

Kamu Davası ile Ceza Davası Arasında Fark Var mı?

Günlük kullanımda kamu davası ile ceza davası ifadeleri çoğu zaman aynı süreç için kullanılmaktadır.

Teknik olarak kamu davası, Cumhuriyet savcısının iddianamesinin kabulüyle devlet adına yürütülen ceza kovuşturmasını ifade eder.

“Ceza davası” ise daha genel bir kullanım olarak ceza mahkemesinde görülen yargılamayı anlatır.

Bu nedenle “hakkında kamu davası açıldı” denildiğinde genellikle kişinin bir ceza mahkemesinde sanık olarak yargılanacağı anlaşılır.

Kamu Davası Sonunda Hangi Kararlar Verilebilir?

Kamu davasının sonunda mutlaka mahkûmiyet kararı verilmesi gerekmez.

Mahkeme dosyadaki delilleri, savunmaları ve hukuki düzenlemeleri değerlendirerek olayın özelliklerine göre farklı kararlar verebilir.

Sanığın suçu işlediğinin hukuken gerekli ölçüde ortaya konması halinde mahkûmiyet gündeme gelebilir.

Suçun sanık tarafından işlenmediğinin anlaşılması veya mahkûmiyet için gerekli koşulların bulunmaması halinde beraat kararı verilebilir.

Bazı durumlarda ceza verilmesine yer olmadığı veya güvenlik tedbirine ilişkin kararlar gündeme gelebilir.

Davanın devamını engelleyen kanuni bir neden varsa düşme kararı söz konusu olabilir.

Dolayısıyla kamu davasının sonucu, dava açıldığı anda önceden belli değildir.

Kamu Davasında Beraat Nedir?

Beraat, sanık hakkındaki suç isnadı bakımından Ceza Muhakemesi Kanunu’nda belirtilen beraat nedenlerinden birinin gerçekleşmesi sonucunda verilen mahkeme kararıdır.

Beraat ile kovuşturmaya yer olmadığı kararı birbirine karıştırılmamalıdır.

Kovuşturmaya yer olmadığı kararı soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcılığı tarafından verilir ve kamu davası açılmaz.

Beraat ise kamu davası açıldıktan ve kovuşturma yapıldıktan sonra mahkemenin verebileceği bir hükümdür.

Bu nedenle hukuki aşamalar birbirinden tamamen farklıdır.

Kamu Davasında Şikâyetçinin Duruşmaya Gitmesi Gerekir mi?

Şikâyetçi veya mağdurun duruşmaya katılmasının gerekip gerekmediği dosyanın durumuna, mahkemenin çağrısına ve kişinin süreçteki hukuki sıfatına göre değerlendirilmelidir.

Mahkeme kişinin dinlenmesine karar vermiş ve usulüne uygun çağrı yapılmışsa tebligatta belirtilen hususlar dikkate alınmalıdır.

Kişinin davaya katılmak istemesi halinde ise CMK’daki kamu davasına katılma hükümleri önem kazanır.

Mağdur veya suçtan zarar gören kişi ilk derece mahkemesinde hüküm verilinceye kadar kanundaki şartlarla katılma talebinde bulunabilir.

Somut bir tebligat alındığında belgedeki duruşma tarihi, kişinin hangi sıfatla çağrıldığı ve çağrının hukuki sonuçları ayrıca incelenmelidir.

Kamu Davası E-Devlet veya UYAP Üzerinden Görülebilir mi?

Adalet hizmetlerinde UYAP sistemi kullanılmaktadır. Vatandaşların yetkileri kapsamındaki dosya bilgilerine elektronik sistemler üzerinden erişebildiği uygulamalar bulunmaktadır.

Ancak bir dosyanın hangi aşamada görüntülenebileceği, dosyadaki gizlilik veya erişim kısıtlamaları ve kişinin dosyadaki sıfatı gibi hususlar önemlidir.

Soruşturma dosyası ile kamu davası açıldıktan sonraki mahkeme dosyasının niteliği de birbirinden farklıdır.

Bir sistem ekranında soruşturma veya dava kaydı görülmesi, tek başına dosyanın hukuki sonucunu göstermediğinden iddianame, tensip, ara karar ve diğer belgelerin içeriğinin doğru değerlendirilmesi gerekir.

Kamu Davası Açıldığını Nasıl Anlarız?

Bir kişi hakkında kamu davasının teknik anlamda açılmış olması için iddianamenin kabul edilmiş olması gerekir.

Bu nedenle yalnızca savcılık soruşturmasının bulunması kamu davasının açıldığı anlamına gelmez.

Savcılık tarafından iddianame düzenlenip mahkemeye gönderildikten sonra mahkemenin kabul kararıyla kovuşturma başlar.

Sanığa daha sonra iddianame ve duruşmaya ilişkin belgeler tebliğ edilebilir.

UYAP üzerinden görülen dosya bilgileri veya adliyeden yapılan bildirimler de sürecin hangi aşamada olduğunun anlaşılmasına yardımcı olabilir.

Ancak kesin değerlendirme dosyadaki karar ve evrak üzerinden yapılmalıdır.

Kamu Davası Hakkında Sık Sorulan Sorular

Kamu davasını mağdur mu açar?

Hayır. Mağdur şikâyette bulunabilir ancak kamu davasını açma görevi Cumhuriyet savcısına aittir. Savcının hazırladığı iddianamenin mahkeme tarafından kabul edilmesiyle kamu davası açılır.

Şikâyet olmadan kamu davası açılabilir mi?

Suçun re’sen soruşturulan bir suç olması halinde mağdurun şikâyeti bulunmadan da soruşturma ve şartları oluşursa kamu davası gündeme gelebilir. Şikâyete bağlı suçlarda ise kanunun aradığı şikâyet şartı ayrıca değerlendirilir.

Şikâyetten vazgeçilince kamu davası kapanır mı?

Her zaman değil. Suçun şikâyete bağlı olup olmadığı belirleyicidir. Şikâyete bağlı suçlarda kanundaki şartlarla vazgeçme davanın düşmesine yol açabilirken re’sen takip edilen suçlarda şikâyetten vazgeçme tek başına davayı sona erdirmez.

Kamu davası açılan kişi suçlu mudur?

Hayır. Dava açılması kişinin suçlu olduğunun kesinleştiği anlamına gelmez. Suçluluk hakkında nihai değerlendirme yargılama sonunda mahkeme tarafından yapılır.

Kamu davası açılması sabıka kaydı mıdır?

Davanın açılmış olması tek başına kesinleşmiş mahkûmiyet anlamına gelmez. Adli sicile ilişkin genel esas kesinleşmiş mahkûmiyet hükümleri üzerinden düzenlenmiştir.

Takipsizlik verilirse dava açılır mı?

Kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi halinde o aşamada kamu davası açılmaz. Ancak kanunda karara itiraz ve belirli koşullarda yeni delille yeniden değerlendirme gibi mekanizmalar bulunmaktadır.

Kamu davası hangi aşamada başlar?

CMK 175 uyarınca iddianamenin mahkeme tarafından kabul edilmesiyle kamu davası açılır ve kovuşturma evresi başlar.

Kamu davası her zaman hapis cezasıyla mı sonuçlanır?

Hayır. Kamu davasının sonunda mahkûmiyet, beraat, düşme veya olayın hukuki özelliklerine göre kanunda düzenlenen diğer kararlar gündeme gelebilir.

Kamu davasının açılmasının ertelenmesi beraat anlamına gelir mi?

Hayır. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi CMK 171’de şartları düzenlenen özel bir soruşturma kurumudur ve beraat kararı değildir.

Kamu davası ile tazminat davası aynı mıdır?

Hayır. Kamu davası ceza yargılamasına ilişkindir. Maddi veya manevi tazminata ilişkin özel hukuk talepleri farklı hukuki esaslara ve yargılama usullerine tabidir.

Kamu Davası Nedir ve Hukuki Süreç Nasıl Değerlendirilmelidir?

Kamu davası nedir? sorusunun temel cevabı, bir suç şüphesi hakkında yürütülen soruşturmanın ardından Cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenen iddianamenin mahkeme tarafından kabul edilmesiyle başlayan ceza kovuşturmasıdır.

Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında kamu davasını açma görevi Cumhuriyet savcısına aittir. Soruşturma sonunda elde edilen deliller suçun işlendiği konusunda yeterli şüphe oluşturduğunda savcı iddianame hazırlayabilir. İddianamenin yetkili mahkeme tarafından kabul edilmesiyle kamu davası açılır ve kovuşturma aşaması başlar.

Ancak kamu davasının açılması sanığın suçlu olduğu anlamına gelmez. Sanığın suçluluğu veya suçsuzluğu, ceza yargılamasında delillerin değerlendirilmesi sonucunda mahkeme tarafından belirlenir.

Aynı şekilde her şikâyet kamu davasıyla sonuçlanmaz. Savcılık soruşturmasında yeterli şüphe oluşturacak delil bulunamazsa veya kovuşturma olanağı yoksa kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilebilir.

Şikâyetten vazgeçmenin sonucu ise suçun niteliğine göre değişir. Şikâyete bağlı suçlarda TCK 73 kapsamındaki şartlar gerçekleştiğinde vazgeçme davanın düşmesine yol açabilir. Re’sen takip edilen suçlarda ise mağdurun şikâyetten vazgeçmesi tek başına kamu davasını sona erdirmez.

Bu nedenle kamu davasıyla ilgili değerlendirme yapılırken yalnızca “şikâyet var mı?”, “şikâyet geri çekildi mi?” veya “iddianame hazırlandı mı?” gibi tek bir unsura bakılmamalıdır. Suçun kanuni niteliği, soruşturma evrakı, deliller, iddianame, şikâyet şartı, zamanaşımı, usul hükümleri ve dosyanın bulunduğu aşama birlikte incelenmelidir.

Özellikle devam eden bir soruşturma veya ceza davasında süreler, itiraz yolları ve savunma hakları doğrudan hukuki sonuç yaratabileceğinden, somut dosyanın belgeleri üzerinden değerlendirme yapılması önemlidir.

Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Belirli bir soruşturma, ceza davası, şikâyet, ifade, iddianame veya mahkeme kararı hakkında kişiye özel hukuki görüş yerine geçmez.

İlginizi Çekebilecek Diğer Makaleler

Whatsapp