MENÜ

Trafik Kazalarından Kaynaklanan Tazminatlarda Tahkim Yolu28.12.2020

Trafik Kazalarından Kaynaklanan Tazminatlarda Tahkim Yolu ile ilgili bilgilere erişebileceğiniz kurumsal web sitemiz sizlere ulaşım sağlayan ve alanının en tecrübeli avukatları ile hizmet veren Elgit Hukuk Bürosuna hoşgeldiniz.

Haksız ve hukuka aykırı bir şekilde maddi veyahut bedeni zarara uğramış kişilerin sigortalardan tazminat talep etmelerindeki ortaya çıkan anlaşmazlıkların çözümleri nedeni ile 2007 tarihinde yürürlüğe giren Sigortacılık Kanunu 30. maddesindeki Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketler Birliği çatısı altında İstanbul’da Sigorta Tahkim Komisyonu faaliyete geçirilmiştir.

Trafik kazalarındaki uyuşmazlıkların çözümleri için kurulmuş olan komisyonlarda, müsteşarlık temsilcisi, iki birlik temsilcileri, tüketici dernek temsilcileri ve müsteşarlık tarafında seçilen akademisyen hukukçuların katılımları sağlanmaktadır.

Trafik kazaları sebebi ile sigortalar ile yaşanan uyuşmazlıklarda adli yargı yerlerinde tazminat davaları açılabilmektedir. Ayrıca isteğe bağlı olan bir yol ile tahkim müessesesine de başvurulabilmektedir. 416. maddesindeki isteğe bağlı tahkimden ayrı olarak hakemler taraflarca seçilmeyip doğrudan komisyon tarafından atanmaktadır.

Konu çok detaylı bir konu olmasından dolayı dilerseniz Elgit Hukuk Bürosu numaralarını arayarak bilgi edinebilirsiniz. Alanının en iyi avukatlarının faaliyet gösterdiği Elgit Hukuk Bürosunda sizler için tüm detaylar düşünülmüştür.

Daha fazla bilgi ve detay için hemen bize ulaşım sağlayın.

---

TRAFİK KAZASI ÖRNEK YARGITAY KARARLARI
17. Hukuk Dairesi         2019/3499 E.  ,  2020/4483 K.

"İçtihat Metni"


MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3.Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki ilk derece mahkemesinde görülen tazminat davasında verilen davanın kabulüne ilişkin hüküm hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelenmesi sonucunda; esas yönünden istinaf isteminin kabulüne ve yeniden hüküm kurulmasına ilişkin kararın, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, müvekkilinin yönetimindeki davalı ... nezdinde kasko poliçesi ile sigortalı bulunan araç ile seyir halinde iken, yolda toplanan su birikintisi sebebiyle orta refüj bariyerlerine çarpması sonucu meydana gelen tek taraflı trafik kazasında araçta hasar meydana geldiğini, hasar bedelinin davalı ... şirketince ödenmemesi nedeniyle 250.000,00 TL hasar bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu kazanın davacının alkollü şekilde araç kullanması sonucu meydana geldiğini, alkolün tesiriyle meydana gelen kazalara ilişkin taleplerin poliçe kapsamı dışında kaldığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın kabulü ile 250.000,00 TL´nin 29/04/2014 tarihinden itibaren işleyecek
reeskont faizi ile davalıdan alınıp davacıya verilmesine
karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi’nce; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK´nın 353/1-b,2 maddesi uyarınca kabulü ile Trabzon Tüketici Mahkemesince verilen 26/02/2019 tarih 2017/255 Esas, 2019/121Karar sayılı kararının kaldırılmasına, HMK´nın 353/1-b-2. maddesi gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına; davanın reddine, karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
Dava; kasko sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan araçta meydana gelen hasar bedelinin sigorta şirketinden tahsili talepli alacak davasıdır.
2918 Sayılı KTK´nın madde 48 – (Değişik : 24/5/2013 - 6487/19 md.)´de; uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri almış olan sürücüler ile alkollü olan sürücülerin karayolunda araç sürmeleri yasak olduğu belirtilmiştir.
Karayolları Trafik Yönetmeliği´nin "Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı" başlıklı 97/1 maddesinde; alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, bu konu ile ilgili olan "b-2" bendinde; alkollü içki almış olarak araç kullanığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0,50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir.
Öte yandan, Kasko Sigortası Genel Şartlarının B.5.5 maddesinde; ayrıca Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.5. maddesinde, taşıtın Karayolları Trafik Kanunu uyarınca yasaklanan miktardan fazla içki almış kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararların, kasko poliçe teminatı dışında olduğu belirtilmiştir.
Bununla birlikte, Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.5 maddesinin dayanağını teşkil eden KTK´nun 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve
müteakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0,50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabülü de mümkün değildir. O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK hükümleri gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay´ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın reddine aksi halinde kabulüne karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları)
Somut olayda dava konusu kazaya ilişkin 19/01/2016 havale tarihli raporda davacı sürücünün 0.75 promil oranında alkollü olduğunu, kaza sırasında havanın yağışlı olduğunu, yağışın kaza riskini arttıran bir unsur olduğunu, alkol almamış bir kişinin de benzer hava şartlarında trafik kazası geçirme riskinin olduğunu, dolayısıyla mevcut olayda kazanın münhasıran alkolün etkisiyle oluşmadığı tespit edilmişken, bölge adliye mahkemesince Yerel mahkemenin olayın münhasıran alkolün etkisinde meydana gelip gelmediği yönünde bilirkişi heyetinden almış olduğu raporun yeterli olmadığı gerekçesi ile kaldırma kararından sonra yerel mahkemenin Nöroloji uzmanı,iki makine Mühendisinden oluşan heyetten alınan 21/11/2018 tarihli raporda davacı sürücünün %100 oranında asli
ve tam kusurlu olduğu ve kazanın davacının aldığı alkol sebebiyle aracı güvenli sürme yeteneğini kaybetmesi sonucu meydana geldiği tespit edilmiştir. Alınan raporlar çelişkilidir. Mahkemece kazanın münhasıran alkol etkisi ile oluşup oluşmadığına ilişkin raporlar arasındaki bu çelişki giderilmeden, münhasıran alkolün etkisiyle meydana gelip gelmediği hususunda yeterli araştırma yapılmadan eksik inceleme yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Bu durumda mahkemece, kazanın meydana gelmesinde başka etken hususun olup olmadığı münhasıran alkol etkisi ile gerçekleşip gerçekleşmediği konularında Adli Tıp Kurumu, ihtisas kurulundan içinde nörolog bulunan bilirkişi kurulundan dosya kapsamı, kaza tespit tutanağı ve önceki bilirkişi raporları da incelenerek kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana gelip gelmediği, alkol dışındaki başka etkenlerin de rol oynayıp oynamadığı hususlarında tereddüte yer vermeyecek, ayrıntılı, gerekçeli ve çelişkileri giderecek şekilde rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK´nun 371/1-a maddesi gereğince, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına; aynı Kanun´un 373/1 maddesi uyarınca dosyanın kararı veren Samsun Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, karardan bir örneğinin ilk derece mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 07/07/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İlginizi Çekebilecek Diğer Makaleler

  • Ceza Hukuku İletişimin Tespiti - Dinlenmesi ve Kaydı
    İletişimin tespiti, dinlenmesi ve kaydı alanında ceza usul hukukunda koruma tedbirleri bağlamında iletişimlerin denetlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin denetlendirilmesini kapsamaktadır. ...
  • Trafik Kazalarında Tazminat Davası Kimlere Karşı Açılır?
    Trafik Kazalarında Tazminat Davası Kimlere Karşı Açılır? Sorusu sıkça rastladığımız bir sorudur, Elgit Hukuk olarak web sitemizde kısa bir içerik ile bunu açıklamak istedik. ...
  • Tutuklulukta Geçen Sürelerin Mahsup Edilmesi
    Tutuklulukta Geçen Sürelerin Mahsup Edilmesi - Mahsup Nedir? TCK 63 - Hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün haller nedeniyle geçirilmiş süreler, hükmolunan hapis cezasından indirilir. ...