Tutuklama kararı, şüpheli veya sanık hakkında verilir. Şüpheli, soruşturma evresinde, suç şüphesi altında bulunan kişiyi; sanık ise, ceza davası ile kovuşturmanın başlamasından (iddianamenin kabulünden) hükmün kesinleşmesine kadar geçen sürede suç şüphesi altında bulunan kişiyi ifade eder (CMK m.2 (1), a-b).
Üç tür tutuklama vardır. Bunlar; ilk tutukluluk, tutukluluğun devamı ve tutukluluğun uzatılması olup, tüm bunlarda şüphelinin veya sanığın kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı tedbiren kısıtlanır.
Tutuklulukla ilgili yasal düzenlemeler, soruşturmaya veya kovuşturmaya konu suçun cezasının ağırlığı ve özellikle de CMK m.100/3’de sayılan suçlardan birisinin işlendiği iddiası, somut bir sebebe ve delile yer vermeyen birçok tutuklama kararının, bireyselleştirme de yapılmaksızın soyut dayanağını oluşturmaktadır. İHAM ve AYM; bu konuda birçok ihlal kararı verdiği halde, bu yargı mercilerine yapılan başvurular “bireysel” kabul edildiğinden, maalesef tutuklama tedbiri konusunda yerel mahkemeleri ve kanun yollarını bağlayan bir içtihat oluşturulamamıştır. Tutuklama tedbiri ile ilgili kararlarda, açıkça CMK m.101/2’nin ilk cümlesine aykırı gerekçe oluşturulduğu görülmektedir
Türk Ceza Muhakemesi uyarınca şüpheli ve/veya sanık hakkında tutuklama koruma tedbirine hükmolunması için kanunda öngörülen bazı şartların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu şartlar özetle;
* Kuvvetli Suç Şüphesi Bulunmalıdır.
* Tutuklama Nedenlerinin Var Olması Gerekir.
* Tutuklama Kararı Ölçülü Olmalıdır.
* Tutuklama Ancak Hakim Tarafından Karar Verilebilir.
* Tutuklama Yasağı Bulunmamalıdır.